Korku ve umut 'ikna'nın en temel iki öÄŸesidir... 'Gelecek endiÅŸe doludur, özel emeklilik ile bu endiÅŸeyi azaltabilirsiniz'... 'Obezite her türlü melanetin başıdır, ancak saÄŸlıklı beslenme ve hareketli bir hayat ile obeziteyi yenmek mümkündür...', 'Küresel ısınma ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi canlılığı yok edebilir; ancak gezegenimiz hala kurtarılabilir, bu nedenle çevreci etkinliklerde yer almak ve çevreci marka ve kuruluÅŸları tercih etmek, vatandaÅŸlık görevidir...'
AÅŸağı yukarı bu minval üzerine bir dizi strateji, konsept ve iletiÅŸim projesi gerçekleÅŸtirilebilir. Umut olmadan sadece korku ile yol almaya çalışmak, kendi kendine ateÅŸ etmek gibi bir ÅŸeydir...
Deprem konusunda olduÄŸu gibi...
İstanbul BüyükÅŸehir Belediyesi ve ODTÜ Deprem MühendisliÄŸi AraÅŸtırma Merkezi, Prof. Dr. Haluk SucuoÄŸlu liderliÄŸinde 2004'ten 2009'a kadar İstanbul'un 6 ilçesindeki toplam 125 bin konut ve iÅŸyeri binalarını tek tek incelemiÅŸ. 7,5 ve 7,2 ÅŸiddetindeki depremlerde, semt semt ne olacağına bakılmış. Durum vahim... 7,5'ta Zeytinburnu, BayrampaÅŸa, Bahçelievler, Güngören'de binaların %50'sinden fazlası ya ağır hasar görecek ya da yıkılacakmış. Bu rakam Fatih ve K. Çekmece'de %30'a düÅŸüyor... 7,2'de ise bu oranlar çok az da olsa yıkılacak bina sayısında düÅŸüÅŸ var... Yine de anlaşılan yüz binler hayatını yitirecek... Milli EÄŸitim Bakanlığı'nın saldığı korku ise daha da vahim...
TBMM Deprem Riski AraÅŸtırma Komisyonu'na verilen rapora göre Türkiye'de olası bir depremde 51.000 derslik yerle bir olacakmış. Ortalama derslik başına 30 öÄŸrenci hesaplansa, 1,5 milyon öÄŸrencinin yaÅŸamsal tehlike altında olduÄŸu söylenebilirmiÅŸ...
Milli Savunma Bakanlığı'nınki daha da vahim... Askeri tesislerin yarısı çökebilirmiÅŸ...
Bu durumu önleyecek çalışmaları finanse edebilecek bütçe desteÄŸinin her iki bakanlıkta da olmadığı belirtiliyormuÅŸ...
Korku mebzul miktarda var... Ya umut?.. Neredeyse hiç yok... Evi DASK'a sigortalat, evde üçgenler bul, o kadar... Bir de ÅŸans iÅŸi var tabii... Deprem gündüz vakti vurursa; çocuklar teneffüste, askerler sahada eÄŸitimde olurlarsa, yaÅŸamsal hasar biraz daha az olabilir... Ölme aslanım, ölme...
İstanbul için ise pek bir umut gözükmüyor ufukta... Buyurun, gerek muhalefet gerekse iktidar için mükemmel bir seçmen davranışı etkileme fırsatı... Kim buraya odaklanır dersiniz?.. Tabii somut çözüm yoluyla...
Piyano resitalini sevmeyi öÄŸrettiler...
Amma konserdi ha... Piyano resitali... Solist Alice Sara Ott... Japon asıllı Alman sanatçı... MüthiÅŸ karışım... Medelssohn (Variations serieuses), Beethoven (Ayışığı Sonatı) ve Chopin (Valsler) çaldı... Aslında resitalleri pek sevmem. Ben daha çok senfonik müzik 'yandaşı'yım... 'Kolasal' iÅŸlere bayılırım... Mesela senfoni orkestrası ve dev bir koro vb... Popüler kültür bile icra edildi mi Anadolu AteÅŸi (ve/veya Troya) gibi sahnelenmeli...
OturduÄŸum yerden parmaklarının uçuÅŸmasını seyredebildiÄŸim için... Belki de, hemen yanı başımda Operadan İsmail Aksu Bey'in oturup beni aydınlatmasından mı ya da tamamına yakını dolmuÅŸ olan salonun (MKM Attila İlhan Sahnesi) izleyici profilindeki nitelik üstünlükten mi bir resital hayranı olarak çıktım salondan. Bilmiyorum...
İstanbul Resitalleri'ni düzenleyen sevgili ustamız Kamil Åžükun her türlü övgünün en fazlasını hak ediyor... İzleyin internetten. 14 Nisan, 12 Mayıs ve 16 Haziran'da üç büyük piyanist daha geliyor...
Bizim işin kokusu başkadır...
Anlaşılmış olmanın mutluluÄŸu ile geçenlerde Burhan Ayeri'nin bizim gazetede yer alan yazısından bir bölümü hatırlamak istedim:
'BildiÄŸin Gibi DeÄŸil'in yeni adresi SkyTÜRK. Ali Saydam-Özlem Gürses ikilisi, artık daha tecrübeli -Buna oturmuÅŸ diyebiliriz- haldeler. Ziynet Sali'li yapımda Saydam'ın CD'nin verniklenmiÅŸ kuÅŸe kapağı koklayışındaki inceliÄŸi, Özlem'le Ziynet anlamadılar. Espri patlatıp, durdular. Oysa 'O hazzı çok iyi biliriz'. KurÅŸun-antimuan karışımı dizgilerle sayfa yapılan mürettiphanelerde gazeteciliÄŸe baÅŸladık. İlk ofset günlük yayında çalıştık. Rotatiflerde dönüÅŸün havaya yaydığı mürekkep kokusu bambaÅŸkadır. Hele makinelerin çıkardığı gürültüyü anlamak ayrı tat. Her kağıt kopuÅŸunda oluÅŸan sessizlikle birlikte 'Eyvah' dersiniz. ÇeÅŸitli olumsuzluklarla duran baskı araçları hep içimizi kanatmıştır. Çalışan araçlar, bu mesleÄŸin yaÅŸadığının iÅŸaretidir. Ali Saydam'ı seneler önce CaÄŸaloÄŸlu'nda -TGC'nin tam altında-, yönettiÄŸi yayın grubunda tanımıştık. Sanırız, o günün üstünden 30 yıldan fazla geçti.'
Eline saÄŸlık Burhan kardeÅŸim... Bizim kuÅŸak bütün meslektaÅŸların kulakları çınlasın...