AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2010-03-19

kategori2

İnşallah o organım da büyür

Habertürk gazetesinde beni fevkalade sevindiren bir haber gördüm. İnsan vücudunda kopan organların yeniden büyümesini engelleyen geni bulmuşlar. Bu geni etkisizleştirdiklerinde kopan her organ yeniden büyüyecekmiş.
Bunu okur okumaz, nasılsa bir işe yaramıyor sadece onu kesme keyfini tatmak için en favori organımı kesip atayım diye cidden düşündüm (hayır beynimden bahsetmiyorum, o ikinci favori organım). Onu bir defa kesip atarsam yıllardır bana çektirdiklerinin öcünü nihayet tam almış olacaktım.
Ayrıca dedikleri gibi tekrar uzayacaksa bu da bir başka çekici gelişme çünkü ben onun büyümesine hasret kalmış durumdayım. Koparsa en azından uzun zaman sonra onun büyümesini görmüş olurum. Hasret gideririm. Büyürken kare kare fotoğrafını çekeceğim, daha sonra ileride tekrar özlediğimde büyümesini nostaljik duygularla fotoğraflardan seyreder özlem gideririm.
Gen ile bu yeni gelişmenin başka olumlu yanları da var. Zeka ortalamaları düşük adamlar, kadınlara onları çok sevdiklerini anlatmak için bazı organlarını kesip gönderebilirler (Van Gogh Sendromu). İster kulağınızı kesin, ister yüzük parmağınızı, sevdiğiniz kadın o organlarınızı gördükçe ve hatta kulağınızın memesini filan okşadıkça sizi hatırlayacaktır. İsteyen olursa o kesik kulağı daha sonraki sevişmelerde kulak memesi emme eyleminin provası için kullanabilirler. Eminim ki kadınlar bir süre sonra kendi organlarını kesecek kadar kendisini seven bir erkekle evlenmek isteyecektir. O durumda bazı olası komplikasyonları engellemek için nikah gününden önce  önce kesilmiş olan yüzük parmağınızın tekrar büyümüş olduğuna emin olun. Çünkü nikah memuru yüzük takacak parmağın ortada bulunmadığını görünce şaşırabilir. Veya daha önce sevgiliniz için kesmiş olduğunuz organınız kulak ise yine evlilikten önce onun da tekrar büyümüş olduğunu kontrol edin. Çünkü zifaf gecesi sadece tek kulaklı bir erkeğin sevişmeye konsantre olabilmesi pek mümkün olamayabilir. Diyelim konsantre oldunuz ama bir başka tehlike de var. Tek kulaklı insanların dengelerini bulmaları zor olabilir ve bir kadın için zifaf gecesinde kocasının yatakta bir o yana bir o yana devriliyor olması eminim ki hiç de hoş olmayan bir şey olmalı. 
Bu bağlamda sizinle evlenmeyi kabul etmeyen sevdiğiniz kadına sakın ha benim en favori organım diye adlandırdığım organınızı kesip göndermeyin. Bu kesinlikle yanlış anlamlara yol açabilir. Ayrıca yeni bir genin keşfedildiğini ve kesilen organların tekrar büyüyeceğini duymamış kadınlar ise o organın kendilerine gönderildiğini görünce eğer sizinle evlenmeye niyetleri varsa bile bundan vazgeçebilirler.
Eğer bu gen meselesinde kopunca büyüyecek organlar arasına insan başını da sokuyorlar ise bu da bana büyük bir fırsat doğuruyor demektir. Konuşmasını henüz tamamlamadan Rana'nın kafasını aniden kesmek çok hoş olacaktır eminim. Sonra kafanın tekrar büyümesini beklerim ve yine keserim bunu birkaç kez tekrarladığımda yılların öcünü de almış olurum herhalde. Sonra benim merak ettiğim başka bir şey de var. Konuşmasını sürdürürken başını kestikten sonra acaba başı tekrar büyüdüğünde o konuşmasına kaldığı yerden devam edecek mi? Bunu acayip merak ediyorum. Rana'nın hangi konuşmasından bahsettiğimi soruyorsanız vallahi bunu ben de net bilmiyorum. Zaten hepsi birbirine karışmış durumda. Bazen bir konuşması bitiyor, diğerine geçiyor ben hala daha ilk konuşması sürüyor sanıyorum, çünkü bana genellikle benim aleyhimde konuşuyor oluyor ve şikayetleri hep aynı. Dolayısıyla onun kafasını konuşmanın hangi aşamasında kestiğimin fazla önemi de yok bu yüzden.