Ortalık kaynıyor... Bu sefer de futbolcular toplu ÅŸike yapmışlar... DoÄŸru mu? Bilmiyoruz. Ancak ortak kanı bu... 'Åžüyu vukuundan' beter iÅŸlere bir örnek daha...
Öte yandan medyanın ve siyasilerin gündemiyle halkın gündemi arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha açılıyormuÅŸ. Bu ve benzeri kaotik, karmaşık ortamlarda itibarlar iki paralık ediliyor, haklılığınızı, hakkınızı savunmak, dile getirmek giderek zorlaşıyormuÅŸ. Ne gam... Maksat tiraj olsun... Dostlar alışveriÅŸte görsün...
Son birkaç yıldır Türkiye'de düzenlenen tüm tutuklamalara, gözaltına almalara, bilgisine baÅŸvurmalara, evleri aramalara bir bakın. Yüzlerce, binlerce isim darbeden, uyuÅŸturucudan, örgüt kurmaya, ÅŸike iddialarından, yolsuzluÄŸa kadar geniÅŸ bir çerçevede baÅŸrol oynadılar. Her ne kadar toplumda bu ve benzeri operasyonlar, 'alışkanlık' yaratmaya ve frekans yüksekliÄŸi nedeniyle seçici algının dışına çıkma eÄŸilimi göstermeye baÅŸlasalar da adı geçen kiÅŸi veya kiÅŸilerin suçlu olarak damga yemesi, itibar kaybetmesi refleks haline gelmiÅŸtir...
'Mahkemeye çağırılıyorsa, polis ifadesine baÅŸvuruyorsa, gözaltına alınıyorsa, bilgisi alınmak üzere mahkemeye çağırılıyorsa, operasyon kapsamında ele geçen belge ve metinlerde ismi geçiyorsa, evleri aranıyorsa, asıllı veya asılsız ihbar ediliyorsa' yandı o kiÅŸi... Geri dönüÅŸü, suçsuzluÄŸunu ispat etmesi, iade-i itibar görmesi, damgayı kaldırabilmesi pek de kolay deÄŸildir. İsimler akıllarda, hafızalarda 'ÅŸüpheli dosyalar ve kayıtlar' baÅŸlığının altına girer.
O zaman, yanıtlanması gereken soru ÅŸudur: 'Çamur at izi kalsın' ilkesini ortadan kaldırmak mümkün müdür? Mümkünse, nasıl?
Mümkün olduÄŸu ülkeler nispeten vardır... ÖrneÄŸin ABD'de bir vatandaÅŸ diÄŸer bir vatandaÅŸla ilgili mahkemeye ÅŸikayette bulundu mu, aslında bir hayli hızlı tecelli eden yargı süreci tamamlanıp karar kesinleÅŸene kadar o kiÅŸi algıda 'suçsuz'dur. Algılamanın böyle olmasına büyük özen gösterilir... İlkokuldan baÅŸlanarak sistemde bu duygu iÅŸlenir...
ABD'de yargılama sürecinde kamuyu temsil eden savcı da son kararı tebliÄŸ edecek yargıç da, kolluk kuvvetlerinin başı olacak kiÅŸi de (federal birimler ve belediye baÅŸkanları tarafından atanan polis yetkilileri hariç) seçmen oylarıyla iÅŸbaşına gelirler. Dolayısıyla bu kiÅŸiler her konuda açık ve ÅŸeffaf olmak zorundadırlar ve yetkileri dahilinde kamuoyunu bilgilendirme konusunda birincil derecede sorumludurlar. Ayrıca da bir kez daha seçilmeleri bu iletiÅŸimi adam gibi yürütmelerine baÄŸlıdır...
Bizde ise yargı ve kolluk güçleri atamayla göreve gelirler ve kamuoyunu bilgilendirme, açıklama yapma yetkileri yoktur. Müphemiyet ise her zaman 'melanet' doÄŸurur...
'Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur' ilkesi yazılı kurallarda geçerli olsa da kamuoyunda ve kamu vicdanında karşılığını ne yazık ki bulamaz. Çünkü kültür ve deÄŸerlerimize yerleÅŸmiÅŸ 'polis götürüyorsa vardır bir kabahati', 'mahkemeye verdilerse, bunun altından mutlaka bir ÅŸey çıkar', anlayışı ve 'duman-yangın' baÄŸnazlığı kolay kolay deÄŸiÅŸtirilebilecek bir önyargı deÄŸildir.
O halde yargı, polis, asker, hükümet, sivil toplum örgütleri ile mutlaka medyanın da içinde olacağı, Türkiye'nin gelecek tasarımında oldukça önemli bir rol oynayacak 'bilinçlendirme' kampanyasına ÅŸiddetle ihtiyaç vardır. Kimin liderliÄŸinde? Mesela CumhurbaÅŸkanı'nın. Neden CumhurbaÅŸkanı'nın? Çünkü kendisi, tüm bu kurumların üzerindedir. Ya da öyle olması gerekir...