Siyasi analistlerin çoÄŸu 'Anayasa Referandumu' konusunu CHP ile AK Parti arasında bir rekabet olarak deÄŸerlendiriyor.
Ben işlemin, AK Parti ile diğer partiler arasında olduğu, CHP'nin ise kenarda durduğu kanaatindeyim.
Uzlaşmaz tutumuyla CHP, kendi tabanını koruyabilir.
Ancak, BDP'- den MHP'ye, oradan SP ve BBP'ye kadar diÄŸer partilerin tabanlarının 'Anayasa DeÄŸiÅŸikliÄŸi'ni desteklemek için çok çeÅŸitli sebepleri var.
Bu da, olası bir referandumun AK Parti saflarına BDP, MHP, BBP ve SP'den seçmen taşıyacağına, bu oyların bir kısmının seçimde de AK Parti'de kalabileceÄŸine iÅŸaret ediyor.
MaÄŸdem deÄŸiÅŸimin tek temsilcisi olarak AK Parti yalnız bırakılıyor; deÄŸiÅŸim talep eden çoÄŸunluÄŸa da AK Parti'den baÅŸka desteklenecek alternatif kalmıyor.
Oy oranını korumak maksadıyla bu diyalektikte pozisyonunu koruyan CHP'nin ise kazançlı çıkacağını söylemek çok zor.
Belki oy oranını koruyabilir ama rakibinin güçlenmesine seyirci kalması, 'AK Parti'nin yüzde 50'leri bulan bir oy almasına razı olarak ana muhalefet olmak' anlamına gelmiyor mu?
Bu denklem devam eder, bu siyasal partilerin herhangi birinin yönetimi 'AK Parti ile tematik bazlarda ittifak yapma'nın aslında muhalefet yapmak olduÄŸunu keÅŸfedemezse, meclisteki mevcut aritmetiÄŸin seçim sonrasında da aynen süreceÄŸini tahmin edebiliriz.
Toplumun kahir ekseriyetinin 'deÄŸiÅŸim' talep ettiÄŸi bir dönemde; deÄŸiÅŸimin tek temsilcisini, deÄŸiÅŸim taleplerine itiraz ederek veya kayıtsız kalarak yenmek mümkün müdür?