AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2010-03-26

kategori2

Başbakan köşe yazarları ile kahvaltı planlıyormuş

Başbakan, bu dünyada açılım yapılmaması gereken tek insan grubu olan köşe yazarları ile kahvaltı düzenlemeyi planlıyormuş.
Açılım gösterilmemesi gereken tek insan grubu onlar çünkü yazarlar bir açılım gördüler mi buldukları noktadan saldırırlar, açıkta gördüklerine vururlar, acımasız olurlar.
Bu genel problemin dışında bu kahvaltının neden düzenlenmesi konusunda birkaç teknik mesele de var.
 Bugün bunları sıralayarak Başbakan'ı kahvaltının iyi geçmesi için yapılması gerekenler ve yaklaşan tehlikelere karşı uyarmak zorundayım. Bu benim part-time yurtsever olmamla alakalı bir şey, yani bu uyarıları yapmak zorundayım, kendimi tutamam:

1- Köşe yazarları ile kahvaltının eğer hepsi bir defada alınacaklarsa Olimpiyat Stadyumu'nda düzenlenmesi gerekecek. Çünkü malum İstanbul'da ve belki de dünyada, Türkiye'de bugün var olan köşe yazarlarının hepsini aynı anda içine alabilecek derecede büyük kapalı bir salon yok.

2- Eğer bunlar bir araya toplanacaksa stadyum içinde ve civarında güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde olması gerekecek. Hatta stadyumun çeşitli yerlerine panzerler ve büyük bidonlarla biber gazı püskürtecek sistemler kurmak lazımdır. Köşe yazarlarının önemli bölümü birbirleriyle kanlı bıçaklı, gördükleri yerde birbirlerini boğazlamaya hazırlar. Öyle bir toplantıda şiddetli ve kanlı kavgaların çıkması ihtimali büyüktür. Bence stadyumun üst taraflarına keskin nişancılar da yerleştirilsin ve bunlara uzun konuşanları hemen vurup öldürmeleri talimatı verilsin. Temizliğin başka bir şekilde olacağı nasılsa yok.

3- Bu gibi toplantılarda kimin hangi sırayla soru soracağını düzenlemek neredese imkansızdır. Çünkü köşe yazarlarının önemli bölümü soru sormak yerine kendi çözüm önerilerini uzun uzun anlatırlar. Hemen hemen bütün köşe yazarları kendilerinin memleketin meselelerini ve çözüm yollarını Başbakan'dan daha iyi bildiklerini düşünürler ve o nedenle aslında soru sormaya değil nutuk atmaya ihtiyaçları vardır.

BAŞBAKAN İNGİLİZCE'DE İKİNCİ KELİMEYİ DE ÖĞRENMELİ
4-
Başbakan'ın kahvaltıda düzeni sağlayabilmesi için İngilizce'de ikinci kelimeyi de öğrenmesi gerekecektir. 'Minute' kavramını biliyor, bunu hepimiz gördük. Ama yazarlar toplantısı için şimdi de 'day' kelimesini ezberlemesi gerekecek.
Örneğin bir Hasan Cemal konuşmaya başladığında onun lafının kısa kesmesi için 'WAIT A MINUTE!' diye bağrılması hiçbir şey ifade etmeyecektir. Çünkü o cümleleri arasına zaten rutin olrak birer dakika mutlaka susar ve fikirlerini toparlamak için düşünür. Onu  susturmak için 'WAIT A DAY' (yani 'bir dakika dur' yerine 'bir gün dur') demek gerekecektir. Durdurulmadığı takdirde herhangi bir kahvaltıda dinlenmesi en zor, en kahredici bir konuda konuşması birkaç gün alabilir. Eğer yazarlar ile kahvaltılar dört-beş tane üst üste olacaksa bunun bir sakıncası olmayabilir. Hasan ilk toplantıda başladığı konuşmasını dördüncü toplantıda bir ihtimal bitirebilecektir... Tabii bu başka bir teknik sorun çıkaracaktır, Hasan Cemal'in her kahvaltı toplantısına çağrılması gerekecektir ki konuşması kesintisiz sürebilsin. Onun her kahvaltıda bulunması ise diğer yazarların tepkisini çekecektir ve o varsa ben niye yokum gibi suçlamalar etrafta uçuşacaktır.

MİLLİYET YAZARLARI
5-
Eğer Milliyet yazarları kahvaltıya çağırılacaksa o zaman stadyumun çevresinde ayrıca birçok ambulansın bekletilmesi gerekecektir. Milliyet yazarları o kadar eski ve yorgunlar ki her an fenalaşabilirler. Onları kurtarmak gerekebilir. En azından toplantı esnasında bunamaya başlayacaklar mutlaka olacaktır. Acil durumlar için stadyumun şeref locasında ne olur ne olmaz denilerek bir adet de imam bekletilmesinde yarar var.

6- Tabii bir de stadyumda bir de kim nerede oturacak sorunu çıkacak. Hürriyet'in yayın yönetmenliğine resmen bir atanma yapılmış olsaydı, yeni yayın yönetmeni koltuğuna oturup işleri eline almış olsaydı hala daha Hürriyet'in yayın yönetmenine öncelik verilmesi belki düşünülebilirdi. Ama atama hala daha yapılmadığına göre şu anda o durum tartışılmalı. Bir de tabii ki Ertuğrul Özkök sorunsalı var. Yayın yönetmenliğinden alındığına birçok kişinin hala daha inanamadığı bu kişinin kahvaltı masasının stadyum dışında gölgelik bir yere konulması ve onun stadyumda olanları kendisi için dışarıda kurulacak dev bir ekrandan izlemesi en iyi çözüm olacaktır. Aman dikkat edin de o ekranda başka kanalların izlenmesi imkanı olmasın. Eğer kaçınılmaz biçimde başka kanallar olursa da aman dikkat edin adamın eline uzaktan kumanda aletini vermeyin. O ne gazetecilerin sorularıyla ne de fikirleriyle katiyen ilgilenmez, kahvaltıyı izlemek yerine direkt film izlemeye geçebilir.

7- Başbakan'ın yazarlar ile kahvaltısında biraz peynir ve ekmekle yetinebilecek yazarlar tabii ki olacaktır ama bu kahvaltıyı bir brunch'a çevirmeye uğraşacak yazarlar da tabii ki olacaktır. Örneğin ben, Oray Eğin, Güneri Cıvaoğlu, Reha Muhtar, Hıncal Uluç, Mehmet Barlas gibi isimler uzun ve keyifli bir brunch'ı tercih edebilirler. Eğer varsa Olimpiyat Stadyumu'nda bir locanın bunlara tahsis edilmesinde yarar var. Aman bu locaya şarap dışında mutlaka ama mutlaka Kauffman vodkası da koyun çünkü bunu bulamazsa Güneri Cıvaoğlu'nun sinirlenip stadyumu dağıtması ihtimali büyük.

8- Olimpiyat Stadyumu'nun şehirden uzaklığını düşünerek Başbakanlığın gidiş dönüş için araç tahsis etmesi gerekecektir. Çünkü genel kanının aksine bazı gazetelerin köşe yazarlarının o kadar mesafeye gidip dönecek kadar ceplerinde para yok.
AKŞAM Gazetesi yazarlarının bu kahvaltıda bulunması illa da isteniyorsa, bu düzenlemenin mutlaka yapılması gerekiyor.
Umarım stadyumun yakınında bir helikopter pisti de vardır çünkü bazı yazarlar kahvaltıya helikopter ile gelmeyi tercih edebilecektir. Özkök ise deniz uçağı ile gelir ve en yakındaki kıyıya iner ve oradan eskortuyla kahvaltıya varır.

9-Malum bütün yazarların egoları yüksektir. Bazıları ise ego fazlalığı nedeniyle çıldırma aşmasındadır. Bunların stadyum girişlerinde alkışlanmaları da gerekecektir. Onları diğer yazarlar alkışlamayacaklarına göre Başbakanlığın kapı girişlerine profesyonel alkışçılar koyması gerekecektir. İşaret verildiğinde bunların: 'Bravo, yaşa, varol' bağırışlarıyla uzun süre geleni alkışlamaları gerekmektedir. Reha Muhtar alkışlanmayacağı yere girmez bile. Uğur Dündar'ın ise alkışlanmanın yanı sıra omuzlara alınıp masasına kadar taşınması gerekebilir.

10- Her yazar o gün yazdığı yazının mutlaka herkes tarafından okunduğunu ve her sorunun çözümünün o yazıda olduğuna inanır. Yazı aslında hiç okunmasa bile sorulursa Başbakan'ın otomatik olarak 'okudum çok yararlandım, görüşleri bana yol gösterici oldu ellerinize sağlık' demesi yerinde olacaktır. Başbakan o anlık badireyi atlattıktan sonra eğer arzu ederse, boş vakit bulursa o yazıyı sonradan okuyabilir...