Piyasaların maaşallahı var
Amerika’da büyümeyi destekleyen verilerin gelmesiyle birlikte, haftanın ilk gününde dünya borsaları arttı. Avrupa borsalarında ise temkinli bir artış vardı. İMKB-100, gün içinde ulaştığı 58.896 puanla tüm zamanların zirve rekorunu kırdı. Havayı iyi koklayan AKŞAM Gazetesi aynı günkü, “Borsa coşuyor, Türk bakıyor” manşet haberiyle sanki olacakları önceden yakalamıştı. Farkında olmadan ideolojik takılıp, “Grup Gündoğarken”in “Ankaradan abim gelmiş, evde bir bayram havası” şarkısını mırıldandım. Şarkının devamı da manidar: “İçimi kemirir durur çok zaman, olur olmaz bir yerde, olur olmaz sorular....”
l Peki nasıl oluyor da, Türkiye’de yatırırım harcamaları yerde sürünür, işsizlik can yakar, iç ve dış talep toparlanmada zorlanırken borsamız tarihi rekorlar kırıyor? Ya da nasıl oluyor da reel sektörde işlerdeki bozukluk sürerken finans piyasası böyle uçuşa geçebiliyor?
l Uzmanlar ABD’den gelen olumlu haberleri dayanak gösteriyormuş. Oysa mantık; “madem ABD’de işler iyi gidiyor, o zaman para oraya akar, ABD borsası yükselir diğer borsalar düşer” diyor. Fakat borsada mantık işlemiyor. ABD’den gelen iyi haberler Türkiye’de doların değerini düşürüyor, borsayı uçuruyor. Hakikatin olumlu haberle, istikrarla falan hiç alakası yok oysa. Bundan yedi sekiz yıl önce siyasiler hapşırsa piyasalar grip olurdu. Şimdi her hafta yeni bir siyasi krizle uyanıyoruz, ama “piyasaların” maaşallahı var. Gerçek şu ki; Türkiye’de finans piyasası o zaman da sığ ve az oyunculuydu şimdi de öyle. Demek ki, o vakitler siyasi istikrarsızlığın piyasaları ürkütmesi isteniyordu, şimdi istenmiyor. Olay bu kadar basit.
l Biraz gerçek hayata bakalım: Merkez Bankası verilerine göre, karşılıksız çek sayısı 2008 yılı sonu itibarıyla 1 milyon 537 bin 194 adet idi. Karşılıksız çek sayısı 2009 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 24,3 artarak 1 milyon 910 bin 650’ye çıktı. Kredi kartlarında da ödenmediği için tasfiye edilenlerden arta kalan batık kredi kartı borcu 2009 başından temmuz ayına kadar yüzde 51 yükselerek 1.2 milyar TL’ye ulaşmış. Karşılıksız çekler esnafın ve üreticinin durumundaki vehameti yansıtırken, batık kredi kartları da çalışanların durumundaki olumsuz gidişatı gösteriyor.
l Bunun içindir ki; basında yer alan bir habere göre, ekonomik kriz nedeniyle iflas eden veya işi bozulan işadamlarından psikiyatri kliniklerine başvuruların sayısı 2009’da 5 kat artmış. İntihar girişiminde bulunan veya alkolik olan işadamlarının sayısındaki artış 2010’da da sürüyor. Başı iflas eden müteahhitler, sağlık sektörü girişimcileri ve tekstilciler çekiyor.
l Oysa 2009 yılını Türkiye’de bazı bankalar büyük kazançlarla kapattı. Bu kazanç artışına paralel biçimde batık kredilerde de tırmanış sürdü. Hem tüketici kredileri hem de üreticilerin aldığı kredilerde batık oranı eski yıllara nazaran yükseliyor. Bankaların piyasaya kredi verme yerine hazine kağıtlarına abanmaları bundan olsa gerek. Diğer bir deyişle finans sitemimiz kağıt piyasalarından reel piyasalara inmekte zorlanıyor.
l Ayrıca hesaba katılmayan bir gerçek daha var. Şimdilik bu siyasi krizlerin ekonomik bir yansıması olmuyor, ama bunun her daim böyle olacağını kimse garanti edemez. Her siyasi krizde toplumun biraz daha yay gibi gerildiği görmezden geliniyor. Nasıl ki, yer küre tabakalarının gerilmesi deprem enerjisinin birikmesine neden oluyorsa, toplumu ayrıştırmanın ve germenin de olumsuz sonuçları vardır. Özellikle iktidar, piyasaların siyasi gerilimlere gösterdiği tepkisizliğe güvenerek daha ileri gitme stratejisinden vazgeçmelidir.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.