Cumhuriyet “Neo-Cemalist” çizgiye mi dönüyor?
Deniyor ki Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız ve gazetenin etkili yazarı Hikmet Çetinkaya “İlhan Selçuk sonrası Cumhuriyet”i tasarlamak için çalışıyor... Bu ekibe Emre Kongar’ın başını çektiği ve “Cumhuriyet’in sahibi biziz” diyen bir “statükocular” ordusunun karşı çıktığı konuşuluyor... Yeni yazarlar Tuna Kiremitçi ve Kürşat Başar’ın “dokuyu” bozacağı endişesi konuşuluyor... Bugün yazmaya başlayan Süheyl Batum’un Mümtaz Soysal’ın vetosuyla karşı karşıya olduğu söylenenler arasında...
Biz gazeteciler dedikodu yapmayı, “koridor”da olup bitenler hakkında konuşmayı çok severiz. Bu koridor konuşmalarında ise “uçuş serbest”tir...
Kim kiminle çekişiyor ya da kim kime karşı bilmiyorum, bunlarla ilgilenmiyorum da...
Ama kesin olan bir şey var: Cumhuriyet bir gazete olarak büyük bir “tıkanma” yaşıyor... Bir kısım medyanın “yandaş”, bir kısım medyanın Doğan Grubu olarak bölündüğü bir düzende muhalif, alternatif bir gazete olarak öne çıkamıyor. Milyonlar Cumhuriyet mitinglerinde yürüyor ama Cumhuriyet gazetesine tiraj olarak yansımıyor bunlar...
Cumhuriyet’in her bakımdan yenilenmeye ihtiyacı var. Bir kere teknolojik olarak bir devrim yaşanması şart. Gazeteyi daha çekici kılacak bir altyapı eksikliği var. Gazete günümüzün ihtiyaçlarını, genç nüfusun taleplerini, okuma alışkanlıklarını karşılayamıyor. Mesela televizyon günümüzde çok önemli ama Cumhuriyet’in televizyon sayfası çok yetersiz. Spor sayfaları gündemin çok uzağında....
Çoğunluğunun genç olduğu bir nüfusta Cumhuriyet sokaktaki dile, yeni iletişim biçimlerine, alternatif gündeme, toplumun değişen alışkanlıklarına da sırtını dönmüş durumda...
Bu açıdan Kürşat Başar ve Tuna Kiremitçi’nin gazeteye entegre edilmeleri iyi birer başlangıç...
Ancak “Neden daha fazlası yapılamadı” veya “Yapılamıyor mu” sorusu da haksız değil.
Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir meseleyi belki de şimdi paylaşmanın zamanı: Emin Çölaşan’ın neden Cumhuriyet’te yazmadığını düşündünüz mü? Bilindiği gibi Çölaşan’ın katılmasından sonra Sözcü tiraj patlaması yaptı... Aynı katkıyı Cumhuriyet’e de sağlayabilirdi. Tam da Hürriyet’te “kalemi kırılmışken” iyi bir hava yakalanırdı...
Çölaşan’ın Hürriyet sonrası için başka beklentileri vardı kuşkusuz; ancak Habertürk işi bozulduktan sonra da Cumhuriyet’ten bir davet gelmedi ona.
O zaman acaba Cumhuriyet’in Emin Çölaşan kadar “muhalif” olmak istemiyor mu diye düşünüyorum... Dolayısıyla da Cumhuriyet’in bu yeniliklerle beraber çizgisini mi değiştirdiği de aklıma geliyor...
Bunu bana düşündüren bir gelişme daha var Cumhuriyet’te...
İyi bir Cumhuriyet okuruyum. Dikkatimi çekiyor, şu anda yaşanan değişimlerde rolü olduğu konuşulan Hikmet Çetinkaya’nın yazılarında son zamanlarda çok net bir merkeze savrulma var: Özellikle “Balyoz” planı, “ıslak imza” haberleri biraz etkili olmuş sanırım. Bildiğimiz “Cumhuriyet” ekseninden “Özkök sonrası” Hürriyet çizgisine daha yakın gibi geliyor bana artık yorumları...
“Neo-Cemalizm” desek yeridir: Yıllar sonra Hasan Cemal’le İlhan Selçuk arasında bulunan bir orta yol...
Cumhuriyet liberalleşecek, kırmızı çizgilerini esnetecek, katı tutumunu kıracak mı?
Kemik Cumhuriyet okurunun ve “dinozorların” yeni döneme tepkisinin altında “Neo-Cemalist” tehlike mi yatıyor acaba?
Yandaş gazetecilerin Cumhuriyet’e ilgisi ve Cumhuriyet’teki değişimlerden duydukları mutluluk da “Neo-Cemalist”lerin ayak seslerinden kaynaklanıyor olsa gerek...
Ancak hemen ekleyeyim...
Köşe yazarlarının değişimleri, aynı konuya zaman içindeki farklı yaklaşımları her gazetede yaşanır; olasıdır. Onlar tavır değişikliklerinde özgürdür. Cumhuriyet ise bütün gazetelerden farklı olarak sahibi Cumhuriyet Vakfı’nın hazırladığı bir “Anayasa”ya bağlıdır. Cumhuriyet Anayasası’nın gazeteye çizdiği çerçeve ve sınırları da bellidir...
Açıkçası, gerekli değişimler ve yenilikler yapılırken Cumhuriyet Anayasası’nın ihlal edileceğini, gazetenin de kimliği, kişiliğini, yüzde yüz katılmasam da bu dönem için gerekli bulduğum yayın çizgisini kaybedeceğini düşünmüyorum. Ya da umuyorum.
Peki neden Cumhuriyet’le bu kadar ilgiliyim?
Güçlü, bağımsız, etkin, dinamik bir Cumhuriyet basınımızın ve mesleğimizin geleceğinin sigortasıdır, o yüzden.
Bütün bu tartışmalarla beraber eski bir sloganı da günümüze uyarlamanın zamanı: Cumhuriyet okuyorum, çünkü Cumhuriyet okuruyum.
Basitleştirilmiş şekilde Obama-Erdoğan ilişkisi
Amerika Başkanı Barack Obama “barış vaat ettiği” için Nobel Ödülü aldı... Henüz hiçbir şey yapmadan, hiçbir barış girişimine başlamadan sadece “barış umudu” için verildi bu ödül ona. Şimdi ödülün altını doldurmaya geldi sıra...
Obama’nın dünyaya barış getiren lider olarak yapabileceği pek fazla bir şey yok: Afganistan ve Irak’taki bataklıktan kurtaramıyor Amerika’yı, İsrail-Filistin arasındaki soruna çözüm bulamıyor, Ortadoğu’ya barışı getiremiyor.
Bu ödülün altını doldurmak için elindeki tek şey “meds yeghern”in hesabını sormak. Tabii ki Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın ve kendisinin seçim öncesi vaatlerine de sıkı sıkıya bağlı kalarak yapacak bu işi: “Soykırım” olduğunu Türkiye’ye kabul ettirerek. Ve Türklerle Ermeniler arasında “barış” sağlayacak.
Hesap bu kadar...
Amerika’nın isteklerine genelde karşı çıkmayan Türkiye hükümeti ise bu konuda direniyor. Türkiye kamuoyunun büyük bir kısmı yaşananların soykırım olmadığı düşüncesinde.
Amerika’yla ilişkileri bozmak istemese de Erdoğan’ın elini kolunu Türkiye kamuoyu bağlıyor. Ve çatışma da buradan çıkıyor: Obama taviz vermiyor, Erdoğan ara yol arıyor ama bu arada “soykırım” iki ülke arasında diplomatik krizi tırmandırdıkça tırmandırıyor.
Washington’da bu yüzden Amerika’nın Başbakan Erdoğan’a artık eski desteği vermediği de giderek daha çok konuşuluyor...
Bir yanda Nobel’li Amerikan Başkanı ve seçim vaatleri... Bir yanda Amerika’nın desteğini hep çok önemsemiş Türkiye’nin Başbakanı...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.