AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2010-04-26
Güiza gerdi Bekir rahatlattı
Soru 1: Böylesine önemli bir maçta Daum, 87 dakika Güiza’ya nasıl tahammül etti?
Haftalardır oynamayan Deivid’e şans verdi. Gökhan Ünal’ı oyuna aldı.
Ama Semih’i düşünmedi...
Neden!
Çizik mi yedi, dışlandı mı!
Oynasaydı, Güiza’nın boş kaleye atamadığı golleri de atar, skor da çok erken değişirdi.
Takımın üzerinden gerginlik de dağılırdı.
Soru 2:
Beşiktaş maçını tek başına alan Alex’e ne oldu?
Hadi diyelim ki, Emre üzerine çok gelindiği için, kart görmekten, takımı sahada on kişi bırakmaktan çekindiği için savaşçı ruhunu bu maçta ortaya koyamadı.
Alex’in ne sorunu var?
Yoksa “Bu benim maçım değil” deyip kendisini Eskişehir’e mi yoksa Ankaragücü maçına mı saklıyor?
Soru: 3:
Sahada 22 futbolcu arasında en çok koşan da, en savruk oyuncu da Özer’di.
Neden!
Alex ile birlikte işi fanteziye dönüştürmelerinden...
“Nasıl olsa kazanırız” havasına girmelerinden...
Yanlış paslar, şişirme toplar, zorla da olsa yakalanan dört-beş pozisyonun kolay harcanmasının nedeni de aşırı özgüvenin yarattığı gevşek durum olmalı.
Fenerbahçe, Kasımpaşa maçında şampiyon gibi oynamadı. Bir-iki kere topu yere indirip, kurduğu üçgenlerle rakibi bunaltı, seyredenleri ümitlendirdi. Ama devamını getiremeyince de uzun şişirme toplarla şans golü aramayı tercih etti.
İşte bu savrukluk da izleyenleri Güiza kadar çileden çıkardı.
Maç sonunda yönetimin tribünde ayağa kalkıp takımı alkışlaması, Bekir’in golünden sonra Volkan’ın kalesinden koşarak sevince ortak olması da, oynanan futbola değil, kazanılan üç altın puana.
Çünkü herkes, “Bu saatten sonra futbol değil, galibiyet lazım” diyor.
Onu da kimsenin beğenmediği Bekir kazandırdı.
Sağ bekte Gökhan Gönül’ü kesemedi. Stoperde de Bilica olmayınca şansını iyi kullandı. Ve Lugano ile birlikte defansın göbeğinde kusursuzdu.
Selçuk’un da hakkını yemeyelim. Kusursuz futbolu ile orta sahanın, takımın cengâveri.
Kısacası Fenerbahçe’de maç kazanacak çok oyuncu var da, golcü yok.
Golcünün kaçırdığı goller de takımın iyi futbol oynamasını, tempo yapmasını da engelliyor.