Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü seven arkadaşlarımdan birine, neden öyle düşündüğünü sorduğumda; 'Garip bir yer; her defasında, sanki bütün Ankara benden bir şey gizliyor gibi hissediyorum' demişti... Başkent'in en iyi tanımlarından biri sayarım bu görüşü, yıllardır. Siyasi gündem karşısında sık sık böyle hissediyorum çünkü. Sanki bütün Ankara benden/bizden bir şey gizliyor... Şu günlerde Deniz Baykal'ın da farklı hissettiğini sanmıyorum.
Darbeler, idamlar, parti kapatmalar ve siyasi yasaklarla şekillenen demokratik tarihimize son damgayı, 'kaset komplosu' vurdu, görüyorsunuz. Sonuç; Deniz Baykal, koltuğu bıraktı. Çok ciddi ve serinkanlıydı, istifasını açıklarken. Kısa ve net konuştu. Salonda hıçkırıklar, feryatlar yükselirken sesi bile titremedi. Uzun zamandır olmadığı kadar 'lider'di Baykal, giderken...
Bu iğrenç komplonun zamanlamasına ve sonucuna bakınca; 'Daha kaç kasada/kafada, kaç kaset var' diye endişelenmemek mümkün değil. Kimi espriyle de olsa, kulaktan kulağa konuşuluyor, kasetler ve isimler... Parti kapatmaların pençesinden kurtulmaya çalışan Türk siyasetinin, kirli kaset arşiviyle/hevesiyle imtihanında kazanan olacak mı bakalım...
Başbakan'ın bakışı
Sigaraya tahammülü olmadığı bilinen ve çevresini bu konuda sürekli maniple eden Tayyip Erdoğan, sigara içtiğinden şüphelendiği Tokat Milletvekili Zeyid Aslan'a bir bakış bakmış... Çok sert baktığını söyleyenlere de, 'Bu benim 6 numaralı bakışım, Zeyid bunu iyi bilir' demiş... Doksanların ortasında popüler olan Sabah Şekerleri'nin meşhur erkek sunucularını hatırlattı bu sözler bana.
Hatırlar mısınız; klip aralarında ünlü konukların ağırlandığı, seyirci telefonlarıyla şenlenen o cıvıltılı sabah programlarında, canlı yayına bağlanan genç kızlar, '4 numaralı bakııış' derdi mesela... Sunucu hoop klarkını çeker, kamera hemen zoom'a başlardı. X numaralı bakış ekranı doldurduğunda tabii, kızlar çığlık çığlığa... Her numaradan bakışların fotoğraf versiyonları ise deste deste imzalanır postalanırdı, her hafta seyircilere... Orada bulunduğumdan biliyorum. Başbakan'ın bakışlarını numaralandırıyor olması, o günleri hatırlattı bana (hey gidi).
Kaç tane, 'numaralı' bakışı var acaba Başbakan'ın... Tam listeyi bilen varsa, anlamlarıyla birlikte sıralasın, insaniyet namına! Ben tahminde bulunmakla yetineceğim şimdilik. Katkılarınızı bekliyorum.
1 numaralı bakış: 'En az 3 çocuk.'
2 numaralı bakış: 'Velev ki, siyasi simge.'
3 numaralı bakış: 'Ananı da al git.'
4 numaralı bakış: 'Askerlik, yan gelip yatma yeri değil.'
5 numaralı bakış: 'Bende daha ne kasetler var.'
6 numaralı bakış: 'Sana şöyle bir çakarım.'
3 ÇOCUK ÖDÜLLERİ
Başbakan'ın büyük tutkusu, genç çiftlere 'en az 3 çocuk' telkininde bulunmak ya (bkz. 1 numaralı bakış)... Hafta sonu katıldığı bir düğün töreninde, bu işe ödül koymayı düşündüklerini bile dile getirdi.
Kendi adıma heyecanlandığımı söyleyemem. Bugün başlayıp sektirmeden çocuk yapmaya başlasam, üç sene lazım. Doğru adamı bulmanın üstüne 3 sene yani! Hiç gerçekçi gelmiyor bu iş benim gözüme bu saatten sonra sevgili okur! Onun için diyorum; teknik imkanlara sahip olmayanlar için de, her yıl bir 'onur ödülü' filan ayarlansa güzel olmaz mı? Moral açısından yani... Gül gibi üç kardeşten biri duruyor karşınızda da, o bakımdan. Hayırlı üçlemeler...