AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2010-05-11

kategori2

4-C'ye açılan Anayasa Mahkemesi yolu

Neoliberal politikaların kamu istihdamındaki garabet düzenlemesi 4-C maddesinin iptali için Danıştay, Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunacak.


Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, 657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4-C maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu hükmüyle maddenin itiraz yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru kararı aldı.
Bu karar 4/C statüsünde çalışan ve çalışmaya zorlanan kamu personelini ilgilendiren önemli bir hukuki gelişme.


Tekel direnişiyle gündeme gelen 4-C, kamu çalışanlarının iş güvencesini, sosyal haklarını ortadan kaldırarak,ücretlerini düşüren 'geçici çalışma modeli' olarak kamu istihdamında geniş ölçekte yaygınlaştırılıyor.
Danıştay, hükümetin 657 Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinde C bendiyle yaptığı 'geçici personel' düzenlemesini yani 4-C'yi sosyal hukuk devleti ve sosyal güvenlik kavramıyla bağdaşamaz buldu.  
TÜİK'de 4/C statüsünde çalışan bir kişinin, emekli olunca talep ettiği kıdem tazminatını kurumun ödememesi üzerine kişinin Danıştay'da açtığı dava sürecinin sonucunda Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu 4-C'nin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetti...


Danıştay, çalışanların hak ve yükümlülükleri 'belirlenmeden' bu tür düzenleme yetkisinin yürütme organına bırakılamayacağını belirtti.
Hükümet kararnamelerine iliştirilen düzenlemeler ve genelgelerle kamu çalışanlarının anayasal haklarına yönelik ihlalleri, 4-C'lilerin mağduriyeti hukuki olarak onanmış oldu.    


Danıştay kararında 'kişinin yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığını koruma hakkının, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilemez ve vazgeçilemez temel haklardan olduğu ve bu haklara karşı olan her türlü engelin kaldırılmasının da devlete ödev olarak verildiği' ifadeleri yer aldı. Sosyal hukuk devletinin niteliği gereği 'sosyal güvenlik' kavramını yaşama geçirerek somutlaştıracağı vurgulandı.   


Özelleştirmelerden artakalan çalışanların özlük haklarını sıfırlayan, yarı ücretli, güvencesiz 'esnek istihdam' formülü 4-C, Anayasa Mahkemesi'ne giderken 4-C'liler içinde sosyal adaletin yolu göründü.
İşçi ve memur olma hakkını kaybederek çalışan ve 11 aylık iş akdi bitince sözleşme güvencesi olmayanları kapsayan 4-C, Devlet Memurları Kanunu'na hükümetin yaptığı küçük bir 'ekle' uygulanmaya başlamıştı.  2010 yılındaki özelleştirme takvimiyle yaklaşık 200 bin çalışanın 4-C'ye geçirileceği belirtiliyor.


Genel-İş Sendikası Başkanlığı, 21 Nisan 2010 tarihinde yayımladığı genelgeyle kapatılan ve birleştirilen belediyelerdeki 16 bin kişiyi 4-C'ye geçireceğini ve işçilerin hak ve hukuk kaybına uğrayacağına ve genelgenin içindeki düzenlemelerin TBMM tarafından yapılması gerektiğine, mevcut düzenlemenin hukuka ve usule aykırı olduğunu söylemişti...  
Devletin emeğin piyasalaştırma sürecindeki önemli bir kazanımı olarak değerlendiren 4-C ve taşeronlaştırma antidemokratik ve hukuk dışı uygulamalarla kamu çalışanları 'edilgin kütle' haline getiriliyor..
Kamu çalışanını ne işçi ne memur olarak tanımlayan, yapacağı iş belli olmayan, her işi yapmaya zorunlu, çalışacağı yer geçici,  sendikal hak kullanamayan  4-C statüsü AB ve ILO normlarına da aykırı. 
İstihdamsız büyüme 'becerisini' saklamayan özel sektör ve piyasacı siyasilerinin dilinden düşürmediği esnek çalışma koşulları, çağdaşlaşma ve kalkınmanın gereği değil, eşitsizliğin ve emek sömürüsünün neoliberal jargonu.    


Umarız, sosyal devletin yaşamasında, sosyal adaletin tesisinde ve anayasal hukuk düzeninin öngördüğü temel hakların korunmasında yargı bağımsızlığının önemi de de toplum nezdinde bir kez daha anlaşılmış olsun.