GeçtiÄŸimiz pazar günü, Sabah gazetesini okuyunca kendime çok kızdım. Gazetede Sevilay Yükselir'in Vivet Kanettti ile yaptığı röportaj vardı. Åžöyle diyordu Kanetti: 'EÅŸim Ömer Uluç'un yanına, AÅŸiyan'a gömülmek istiyorum ama baÅŸka dindensin diye gömülemezsin diyorlar.'
***
Bu sözler için kendime kızdım çünkü geçtiÄŸimiz aÄŸustos ayında konu üzerine bir yazı yazmıştım. Diyarbakırlı Ermeni sanatçı Aram Tigran ölmüÅŸ ve Türkiye'ye gömülememiÅŸti. Bunun üzerine 'kim bu topraklara gömülebiliyor?' diye araÅŸtırmış ve tüylerimi ürperten 'gömülme ÅŸartlarını' sizlere aktarmıştım.
***
Sonra ne oldu? Hiçbir ÅŸey! Sizlerden gelen mailler dışında tek bir yetkili kılını kıpırdatmadı. Ama en önemlisi ben de meseleyi rafa kaldırdım! Takipçisi olmadım. Ta ki geçen pazara kadar aklıma getirmedim.
***
Oysa bu ülkede 'açılım' dalgası denen 'ötekilerimizle kucaklaÅŸma' hadisesinin gerçek mi yoksa plastik mi olduÄŸunu anlamak için Kanetti'nin örneÄŸi çok önemli. Bu yüzden gömülme prosedürlerini tekrar hatırlatmayı gerekli görüyorum.
***
Türkiye toprakları bütün Müslümanlara açık. İsterseniz Uruguaylı olun. 'Müslüman' olduÄŸunuzu siz ya da ölümden sonra iki yakınınız beyan ederse mezarlıklar müdürlüÄŸü hemen defin iÅŸleminizi gerçekleÅŸtiriyor. İster vatandaÅŸ olun, ister olmayın. Ama Müslüman deÄŸilseniz yandınız. Åžayet TC vatandaşıysanız önce Mezarlıklar MüdürlüÄŸü'ne baÅŸvurmanız gerek. Orası sizi kendi cemaatinize yönlediriyor. Cemaatin mezarlığına gömülüyorsunuz. TC vatandaşı deÄŸilseniz (vatandaÅŸlıktan çıkarılan aydınlar, tehcire zorlanmış anne babaların dünyanın dört bir yanındaki çocukları vesaireyi düÅŸünün) o zaman DışiÅŸleri Bakanlığı'nın özel izni ile gömülebiliyorsunuz bu topraklara. O izni çıkarmak da çok zor. Aram Tigran bu nedenle gömülememiÅŸti.
***
Vivet Kanetti'nin durumu ikinciye giriyor. TC vatandaşı ama Müslüman deÄŸil. O nedenle kendi cemaatinin gösterdiÄŸi ayrı bir mezarlığa yönlendiriliyor. 'Müslüman' mezarları onun gibilere kapalı. Kocasıyla bir ömür geçirmiÅŸ. Ömür bitince 'sen', 'ben' ayrımı yapıyor devlet.
***
Hani biz bir ümmet deÄŸil, bir millettik? Hani resmi söyleme göre 'din, dil, ırk' ne olursa olsun önemli olan 'ne mutlu Türküm diyene' demekti?
***
Hadi diyelim bu 'TürkleÅŸtirme' kılıfını demode ilan ettik. 'Türk'üm' deÄŸil; 'Türkiyeliyim' dedik. Peki ama bu durağı geçtikten sonra vardığımız durak 'ne mutlu Müslümanım diyene' midir? Açılım denen ÅŸey için 'biz'in herkesi kapsaması gerekmez mi?
***
MilletçiliÄŸi kırarken ümmetçiliÄŸi de kırmadıkça iyiye gidiÅŸ yolu yok. Al birini vur ötekine! Bu ülkedeki ayrımcılık bir çok katmanda aynı ÅŸekilde devam ediyor...
DeÄŸiÅŸiklikten korkma!
Her saat maruz kaldığımız 'geliÅŸme bombardımanı'nda kayboluyorum. Savcıların yetkileri alınıyor, askerler tutuklanıyor, salıveriliyor, tekrar tutuklanıyor... GeliÅŸmeleri detaylarıyla takip etmek 'Ergenekon uzmanları' için bile hayal oldu. Ama yaÅŸananlar boÄŸulma hissi yaratıyor diye yokmuÅŸ gibi davranabilir miyiz?
***
Bu sorunun cevabı 'hayır'. Davranamayız çünkü mevcut sistemde bir ÅŸeylerin yanlış gittiÄŸi ortada. Birilerinin birilerini kayırabilecek boÅŸluk bulduÄŸu da.
***
O zaman sular çekilip taÅŸlar ortaya çıkmışken damarları yenileme operasyonu olan anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸine karşı durmak bile bile kalp krizine 'evet' demek deÄŸil midir?
***
Yıllardır 'paÅŸa paÅŸa' bizi idare eden cunta yasasının tamamen deÄŸiÅŸmesi için önemli bir adım olan yeni paketin arkasında cesurca durmak lazım. Yargının, muhalefetin, 'bana dokunma yandan geç' diyenin itirazlarına karşı çıkarak. Çünkü bu ülkede 'seçilmiÅŸten' korkulmayacak günlerin gelmesi için bazı kovanlara çomak sokmaktan baÅŸka çare yok.