'Opera ÅŸehre iniyor' kampanyası çok ilgimi çekmiÅŸ, bu konuda da görüÅŸlerimi yazmıştım. Hatta BİE'de 18 Eylül'de baÅŸlayacak olan 'Sinemayı Okumak Hayatı Okumaktır' baÅŸlıklı çalıştay dizisine katılmak için en az bir opera izlemiÅŸ olma koÅŸulunu yerini getirmek için bir fırsattır bu festival, diye de eklemiÅŸtim...
Cep telefonuna kadar bütün eriÅŸim bilgilerini iletmiÅŸ olan Gökçe İçelli kardeÅŸimiz ilginç bir konuyu tartışmaya sunmuÅŸ; diyor ki:
'Uluslararası İstanbul Opera Festivali fikri bir harika. Denizbank'ın sponsorluÄŸu da, sürdürülebildiÄŸi takdirde, doÄŸru bir karar. Ancak Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi tarafından hazırlanan tanıtım kampanyasıyla ilgi olarak sizinle aynı fikri paylaÅŸmıyorum.
Reklam filminin ilk saniyelerini ilgiyle izliyorum; ne zaman 'Opera ÅŸehre iniyor' deniyor orada ÅŸaşırıyorum. Çünkü opera zaten ÅŸehirdedir. Åžehirlidir. (Åžehirden kasıtları minibüs de kullanan halk ise o zaman baÅŸka bir jargon kullanılabilir ki; bu da doÄŸru/yeterli bir yönlendirme olmaz)
Kötü bir benzetme olacak ancak; terör ÅŸehre iner, kurtlar ÅŸehre iner ama; ne opera, ne bale ÅŸehre inmez. Önemli olan, daha önce Fazıl Say'ın yaptığı gibi, operayı sadece ÅŸehirle sınırlı tutmayıp köylere, kasabalara hatta daÄŸa çıkarmaktır. Umarım Denizbank, festivalin daha sonraki aÅŸamalarında bunu yapmayı baÅŸarabilir.'
Dikkatle tartışılması gereken bir husus... Opera Åžehre İniyor, tabii ki iddialı ve 'sivri' bir mesaj. Zaten bu yüzden de ciddi bir ÅŸekilde insanların dikkatini çekiyor ve tartışılıyor. Åžehre inmekten kasıt bence Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu gibi büyük mekanlarda halkla buluÅŸmasının saÄŸlanması...
Riskli iÅŸ. Çünkü opera, 'sevmenin öÄŸrenilmesi gereken' ve bu yüzden kültürel tekamül gerektiren sanat dallarındandır (Bkz. 'Operayı sevmeyi öÄŸrenmek ÅŸarttır!' baÅŸlıklı yazımız, 27 Åžubat 2010).
Operayı o elit atmosferinden çıkarıp halkla buluÅŸturmaya çalışmak pek kolay bir iÅŸ deÄŸil... Böyle bir festivalin birincisi de bu nedenle en zorudur... Buradan bakıldığında büyük mekanlarda halkın nispeten daha geniÅŸ kesimlerinin katılımını saÄŸlamak üzere planlanan bir etkinliÄŸin, 'ÅŸehre inme' konsepti hiç yanlış gelmiyor. Doluluk oranlarını ise dert etmemek gerekir. Bu bir süreçtir... 10 yıl sonra bakın ne hale gelecek bu iÅŸ...
Medya kimin 'ÅŸerrinden' daha çok korkmalı?..
Uzunca bir süredir YaÅŸar Usluer arkadaşımızdan mesaj almıyorduk. Kendisini tanıma fırsatı bulamadım. GörüÅŸlerimiz tam olarak tutmasa da yazdığı ilginç notlarla bize olduÄŸu gibi pek çok diÄŸer köÅŸe yazarının da sütunlarına konuk olur İzmirli arkadaşımız...
Bu kez de bizim 'Adalet Bakanı 'müÅŸteki' olamaz' ÅŸeklindeki tespitimizle ilgili 27 Haziran'da kalem aldığımız yazı üzerine görüÅŸlerini dile getirmiÅŸ.
'Sayın Saydam; size epeydir yazamadım ama yazılarınızı takip ediyorum. 'Adalet Bakanı 'müÅŸteki' Olamaz...' baÅŸlıklı yazınıza aynen katılıyor ve cesaretinizden dolayı da kutluyorum. Malum hükümeti veya bakanları eleÅŸtiren 'yakan top' gibi yanıyor.
SöylediÄŸiniz gibi 'Sayın Bakan 'müÅŸteki' olamaz, 'serzeniÅŸte' bulunamaz...' Sayın Demirel'in de dediÄŸi gibi 'Hükümet yakınma makamı deÄŸil, çözüm bulma makamıdır.'
İsmet Sezgin Maliye Bakanı iken, BaÅŸbakan Demirel'e 'Beyefendi bu ay maaÅŸları ödeyecek durumda deÄŸiliz' demiÅŸti de, Demirel, 'Seni niye Maliye Bakanı yaptık, para bulacaksın ve ödeyeceksin' demiÅŸti.
Bir kere Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Özal'ın deÄŸil, Bayar'ın ilk sivil CumhurbaÅŸkanı olduÄŸunu bilmiyorsa, 'Özal'ın ÅŸüpheli ölümünü' nasıl çözecek? Kaldı ki Özal 1988 parti kongresinde parmağından vurulduÄŸunda, 'Sonuna kadar gidilecek' dedi. Sonra da 'Bu sır benimle mezara gider' demiÅŸti...
Sayın Bakan'ın ÅŸüpheli ölümlerden bahsetmesi, inisiyatifi dışında 'ETÖ üyesi' diye paÅŸaların tutuklanması kolay da, 'ÅŸüpheli ölümleri' çözmesi ya da AİHM'e götürmesi yürek ister! SöylediÄŸiniz gibi 'Davul da tokmak da' hükümetin elinde... 'Ya da en azından biz öyle sanıyoruz...' Sevgi ve selamlarımla'
Hemen belirtelim... YaÅŸar Bey'in 'Cesaret ister' ÅŸeklindeki tespitine katılmıyoruz tabii ki. Vicdanımızın sesini dinlersek, yiÄŸidi öldürüp hakkını teslim etmemiz lazım... Biz burada CHP'nin liderliÄŸini eleÅŸtirirken ve de 'Baykal ve triumvirası ayrıldıkları, 'tasallut' pozisyonlarını terk ettikleri anda CHP'nin puanları -baÅŸlarına lider bile gelmese- artar' derken, bizi 'AK Parti yalakası' olmakla suçlayan ve 'poponuza ampul taksanız yanar' diye suçlayan CHP'li arkadaÅŸların gösterdiÄŸi reaksiyonunun onda birini AK Parti ve mensuplarını eleÅŸtirdiÄŸimizde görmedik... Sadece bir not olarak düÅŸmek istedim...