Bu hafta sonunda finali oynanacak olan Dünya Kupası'ndan sonra, bir de 'FIFA Ballon d'Or' ödülü verilecek. Ballon d'Or ödülü France Football dergisi tarafından Avrupalı (veya Avrupa'da oynayan yabancı) oyunculara veriliyor ve kazanan spor yazarlarının oyları ile belirleniyordu. Ayrıca bir de 'FIFA Player of the Year' yani yılın futbolcusu ödülü vardı. Bu yıl Ronaldo, Lionel Messi, Kaka, Rooney ortalıkta görünmediÄŸine ve Avrupa'dan da Hollanda ve İspanya takımlarından biri kazanacağına göre, birinin oyuncusu, 'FIFA Ballon d'Or' ödülünü kazanacak. Goal.com tarafından finalistler belli olduÄŸunda yapılan ve 'normal vatandaÅŸların' oy verdiÄŸi ankete göre Hollanda'dan Sneijder yüzde 40 oy almış, diÄŸer Hollandalı Robben de yüzde 7.4 ile aday. İspanyollardan ise David Villa yüzde 19, Xavi yüzde 9 civarında destek görüyor. Almanlardan Schweinsteger yüzde 20, Uruguaylı Forlan ise yüzde 5 oy almış.
Tabii bu arada bir de turnuvanın kazanılması ve gol krallığı konusu da ödüllerin dağıtımına etki eder. Gol krallığında David Villa 5 gol ve Sneijder 5 gol ile öndeler. Ancak Alman Klose ve Müller, ve de Uruguaylı Forlan da 4 gol attıkları ve üçüncü dördüncülük maçını oynayacakları için hesap dışı deÄŸiller.
Kupanın favorisi baÅŸtan beri büyük bir farkla İspanya'ydı. Hala da öyle. Ama benim Hollanda'yı ülke ve futbol olarak sevdiÄŸimi söylemem gerek.
İspanya Dünya Kupalarında 1950 yılındaki dördüncülüÄŸü dışında hiç derece alamamış. Hollanda'nın ise performansı daha iyi: 1974 ve 1978 yıllarında ikinci, 1998 yılında da üçüncü olmuÅŸtu.
İlginç olan İspanya'nın ne yapacağı bilinen bir takım olması. 4-5-1 oynanacağı, topa uzun süre sahip olacağı ve dar koridorlardan derinliÄŸe pas yapacağı ortada. Turnuvada tek deÄŸiÅŸiklik Torres verimli olamayınca da, David Villa'yı sol kanattan tek forvete almaları. Gol kısırlığı çekmeleri biraz da en yaratıcı oyuncuları Iniesta'nın sakatlık sonrası güçsüz olmasından. İsviçre ve Paraguay'ın elinden zor kurtuldular. Ama savunmaları Hollanda'dan çok daha güçlü. Bunun nedeni de Real Madrid ve Barcelona gibi iki takımın karması olmaları ve uzun zamandır beraber oynamaları. Kalecileri Casillas da çok çok iyi!
Hollanda'da ise ön plana çıkan Sneijder ve Robben 1983-1984 doÄŸumlu aynı kuÅŸak oyuncuları. 4-5-1 oynayan Hollanda takımında ileriye dönük yedi kiÅŸiden Wesley Sneijder, Arjen Robben, Robin van Persie, Rafael van der Vaart, Nigel de Jong aynı kuÅŸak, ama Dirk Kuyt 30, Mark van Bommel de 33 yaşında. Ama bu yedili, 1974, 1978 ve 1998 yıllarının göz kamaÅŸtıran Hollanda takımları gibi üst düzey oyunculardan oluÅŸuyor. Bu yedili sayesinde Hollanda İspanya'dan daha fazla gol ÅŸansına sahip. Ancak Hollanda'nın savunması çok iyi deÄŸil. Çok yaÅŸlı ve çok genç oyunculardan kurulu, karma ve devÅŸirme savunma ekibinin arkasında da vasat ve çizgiden pek ileri çıkmayan bir kaleci var. Bugüne kadar iyi direndiler ama İspanya diÄŸer rakiplerden farklı. Simon Kuper 'Hollanda takımı önden bir yarış arabası tarafından çekilen bir eski kamyona benziyor!' diyor. Yıllar boyu Ruud Krol, Ronald Koeman veya Frank de Boer gibi kısa ve uzun iyi top atan libero ve savunma oyuncusu tipi biri bu seferki savunma kadrosunda yok. Ama çok atak yaptıkları için savunma zaafları pek göze batmıyor. Bu nedenle de çok uzun zamandır yenilmemiÅŸ durumda.
Son demlerde 'fıslama' geleneÄŸi olan Hollanda ekibinde Sneijder ve Robben bazı ÅŸeyleri ispat etmeye mecbur. Real Madrid 2009-2010 sezonu baÅŸlarken önce Åžilili teknik adam Pellegrini'yi, arkasından da, 96 milyon euroya Ronaldo'yu, 65 milyona Kaka'yı ve 35 milyona da Benzema'yı transfer etmiÅŸti. Yeniden seçilen Real BaÅŸkanı Perez teknik adam transferi dahil tüm transferlere toplam 257 milyon euro harcamıştı. Sonra ne oldu? Hüsran! Real Madrid de bizim 'büyük Fenerbahçe' gibi yıldızı bol, ama saçtığı paralara raÄŸmen yıldızı parlayamayan bir takım! Bu nedenle de bu yıl Mourinho'yu teknik adam olarak transfer ettiler. Peki kimler uzaklaÅŸtırılmıştı? Yıldızlardan Negredo Sevillaya 15 milyon euroya, Robben Bayern München'e 25 milyona ve Sneijder İnter'e 15 milyon euroya satılmıştı.
Robben sırayla Groningen, Eindhoven ve Manchester UTD'nin teklifini düÅŸük bulup, gittiÄŸi Chelsea de oynadıktan sonra, 2007 yılında Real Madrid'e geçmiÅŸti. Real Madrid'te 50 maçta 12 gol atan Robben 2009 yılında Bayern'e satılmış, Robben'li Bayern Almanya'da kendisini çok iyi tanıyan van Gaal yönetiminde, hem Almanya kupasını hem de Alman lig ÅŸampiyonluÄŸunu kazanmış ve Åžampiyonlar Ligi'nde de ikinci olmuÅŸlardı. Sol ayakla saÄŸ kanatta oynayan Robben, tutulması zor, hem çok hızlı, hem çok güçlü ve golcü, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir oyuncu. Ajax'dan yetiÅŸme Sneijder ise kendisini çok iyi tanıyan Mourinho'nun taktiÄŸinde alışık olduÄŸu Hollanda tipi oyununun tersine, savunmada kapanan takımda, çok iyi uzun pas atan ve kontra atak oynayan ve hem de golcü bir pasör haline gelmiÅŸti. İnter de İtalya'da hem kupayı, hem de ligi kazanmış, sonra da Åžampiyonlar Ligi'ni portföye eklemiÅŸ, Sneijder ÅŸimdi milli takımda gene pas ve kontrol sitemine döndü ve çok baÅŸarılı olmakta. Bugünlerde Manchester United'ın Sneijder için Inter'e 30 milyon euroluk transfer teklifi yaptığı konuÅŸulmakta. Ama artık ne Robben, ne de Sneijder'in ne de Villa veya İniesta'nın ispat etmesi gereken bir ÅŸey kalmadı.
Ama Hollanda ve İspanya ise kupaya aç!