Demek dünya ikiye ayrılıyormuÅŸ: Türk kanlılar ve Türk kansızlar. Çok tuhaf! Tarife göre ÅŸu Türk kanlılar enteresan insanlar; orduları hakkında en ufak bir eleÅŸtiriyi akıllarına bile getirmiyorlar bir kere. Ordunun içinde darbe planları yapan ya da yolsuzlukları dillendirenlere karşı geçici bir körlük yaşıyorlar. Öte yandan yalnızca diÄŸer Türk kanlılardan oluÅŸan bir dünya istiyorlar etraflarında. Ermeni ve Rum kanlıları zaten ya kovmuÅŸ ya yok etmiÅŸler. Kürt kanlılara da 'ben seninle yaÅŸamak zorunda mıyım arkadaÅŸ?' diye sorabiliyorlar. Üstelik bunları 'Kanın lafı mı olur? Sen de Türksün ben de Türk' mottosuyla yapıyorlar.
***
Bu ülkede ırkçılık yoktur, diyenler ırkçılığı bir çeÅŸit müzik türü zannediyorlar anlaşılan...
***
Dostlar, bu ülkede dünyada devri kapanmış bir ırkçılık var ve giderek de yayılıyor! Ordunun tepesindeki isim 'Türk kanı'ndan bahsediyor, en büyük gazetelerden birinin en etkili yazarı 'Türkler saÄŸa, Kürtler sola' diyebiliyorsa hangi ortak kimlikten, hangi açılımdan, hangi 'ne mutlu Türk'üm diyene' masalından bahsedebiliriz?
***
Böylelerini dinledikçe insanın kan nakli yaptırası geliyor!
Yasemin Çongar
Bİrkaç gündür keyiflerine diyecek yok bazı çevrelerin. NeymiÅŸ efendim? Yasemin Çongar NPR'dan (National Public Radio) Julia Rooke'a verdiÄŸi röportajda Balyoz belgelerinin yayımlanması için BaÅŸbakan ve MİT müsteÅŸarının Taraf'ı teÅŸvik ettiÄŸini söylemiÅŸ. Böyle al gülüm, ver gülüm olur muymuÅŸ? Taraf'ın manipülasyon aracı olduÄŸunun açık kanıtı bu deÄŸil miymiÅŸ???
***
Hayır deÄŸil! Bir kere ortada söylenmiÅŸ böyle bir laf yok. Haberi yapanın yanlış anlaması var. Çongar o röportajda Taraf, Balyoz ile ilgili belgeleri yayımladıktan sonra BaÅŸbakan'ın çıkıp 'Biz de o zaman bunları biliyorduk ama demokrasimiz yeterince olgun olmadığı için bir ÅŸey yapamadık' sözünü hatırlatmış. Ortada Taraf'ın BaÅŸbakan ya da MİT tarafından desteklendiÄŸine dair herhangi bir ifade yok. Zaten haberi yapan Julia Rooke da çıktı ve yanlışlık için özür diledi. Radyonun bu yanlışlığı gidereceÄŸini açıkladı.
***
Bu düzeltmeye raÄŸmen Ergenekon'u sulandırmaya ant içmiÅŸ bazı isimler 'yanlış haber' üzerinden Taraf'a vurma çabasına devam ediyor. Belgelerin içeriÄŸiyle ilgili bir itirazda bulunamadıkları için iÅŸi saptırmak adına bu tip yan yolların üstüne atlıyorlar. Ama biz onların kötü niyetini görüyoruz.
Kovduracak yazı
Bu hafta iki günü Beyrut'ta geçirdim. Beyrut baÅŸka bir Beyrut'tu. Dini gruplar açısından karmakarışık ve sorunlu olan kent daha bir bütündü sanki. Bunun tek bir nedeni vardı: Muhammed Hüseyin Fadlallah'ın ölümüne duyulan ortak üzüntü...
***
Fadlallah Hizbullah'ın barışçı yüzüydü. Kadınlara karşı eÅŸitlikçi tavrı, politik olarak uzlaÅŸtırıcı duruÅŸu ve yumuÅŸaklığı ile 'gruplar üstü'ydü.
***
Önceki gün Beyrut'ta Hıristiyan mahallesinde şık bir kafede bir dostumla oturuyordum. Söz Lübnan'da hiç bitmeyen dinler kavgasından açıldı. Son derece Batılı bir yaÅŸam süren ve ülkesinin elit sınıfına ait olan Maruni dostum ÅŸöyle dedi: Biliyor musun? Hizbullah'ın saldırgan yönü tabii ki eleÅŸtirilmeli ama bu yönünü dış dünya kaşıyor. Bizim gibiler aslında onun adalete yönelik, sosyalist politikalarını destekliyoruz. Mesele Hizbullah'ın İran ve Suriye tarafından beslenen silahlı manevrasını zayıflatıp, onun hümanist felsefesini ortaya çıkarmak. Ama bunu yapmamıza Batı izin vermiyor. N'olur sesimi duyur, biz kendi başımıza kalmak istiyoruz!
***
Bu sözlerin üzerinden bir gün geçmeden CNN İnternational'ın OrtadoÄŸu Editörü Octavia Nasr, Fadlalah'ı övdüÄŸü için iÅŸten çıkarıldı. Bu hadise dostumun ne kadar haklı olduÄŸunu göstermiyor mu? Batı OrtadoÄŸu'yu okumayı ya sökemiyor ya da sökmek istemiyor. ABD'de olsa beni iÅŸimden edecek bu yazıyı size garptaki dostların yanı başımızdan ne kadar uzak olduÄŸunu anlatmak için yazdım.
Tatil: Nadas zamanı geldi. Bugün dükkanı kapatıyorum. Önümüzdeki hafta görüÅŸmek üzere!