ÇarÅŸamba günü BBC'nin internet sitesinde yer alan bir haber analizine göre 1998'de BaÅŸbakan Netanyahu ile Beyaz Saray'da görüÅŸen dönemin Amerikan BaÅŸkanı Bill Clinton sinirli bir ÅŸekilde çevresindekilere ''Allahın belası bu adam kendini ne sanıyor. Sanki süper devletin baÅŸkanı ben deÄŸil de o'' demiÅŸti.
Salı günü Netanyahu ile buluÅŸan Obama, büyük olasılıkla aynı ÅŸeyleri düÅŸünmüÅŸ ya da benzer sözcükleri mırıldanmıştır..
Ama bu işe yaramaz ve yaramayacaktır.
5 ve 11 Kasım 2008'de bu köÅŸede iki yazı yazarak Obama ile ilgili görüÅŸümü yansıtmış ve yeni baÅŸkanın coÄŸrafyamıza yönelik Amerikan politikalarında hiçbir ciddi deÄŸiÅŸikliÄŸe gitmeyeceÄŸini ya
da gidemeyeceÄŸini anlatmıştım. Geçen süre içinde buna benzer tespitlerde bulunarak Obama'nın sonunda İsrail yanlısı bir baÅŸkan durumuna düÅŸeceÄŸini, aksi takdirde karşısına yeni bir Monica çıkarılacağı esprisini yapmıştım.
Sonunda Nobel ödülünü de kapan Obama kısa süre içinde ve adının Hüseyin olmasına raÄŸmen farklı bir baÅŸkan olmadığını kanıtladı.
Salı günü Netanyahu ile bir araya gelen Obama bazılarının hayal ötesi beklentilerinin tersine nasıl bir İsrail dostu ve müttefiki olduÄŸunu ve ne pahasına olursa olsun İsrail'in tüm saldırgan politikalarına destek vereceÄŸini açık ve net bir ÅŸekilde anlattı. Washington'dan istediÄŸi desteÄŸi alan Netanyahu ise pek yakında alaycı bir ÅŸekilde Filistinlilerle barıştan söz etmeye baÅŸlayacak BaÅŸkan Obama da Abbas'a baskı ve ÅŸantaj yaparak İsraillilerle masaya oturmasını hatta teslim olmasını saÄŸlamaya çalışacak.
Obama bu yönde çabalarını yoÄŸunlaÅŸtırırken Avrupalı müttefiklerine de “Türkiye'yi AB'ye alın yoksa yönünü deÄŸiÅŸtirir” diyerek garip bir tavır sergilemeyi de unutmuyor. Sanki Türkiye'nin bölgesel barış çabalarına kendisi deÄŸil de uzaylılar karşı çıkıyor! Sanki BaÄŸdat'a giden ve Kürt kökenli Irak CumhurbaÅŸkanı Talabani ve Mesut Barzani ile Kürdistan'ın geleceÄŸini görüÅŸen onun yardımcısı Biden deÄŸil de Afrikalılar! Sanki Erivan'a gidip soykırım anıtının önünde saygıyla eÄŸilen onun DışiÅŸleri Bakanı Clinton deÄŸil de Kızılderililer!
Sanki Lübnan'ın dini lideri 'Fadlallah'a saygım var' dediÄŸi için 20 yıllık iÅŸinden olan meslektaşımız Octavia, Obama'nın çok sevdiÄŸi CNN'den deÄŸil de Mısır televizyonundan atıldı!
Washington'da bunlar olurken İsrail hükümeti Türkiye'den özür dilemeyeceklerini, gemileri iade etmeyeceklerini, uluslararası inceleme komisyonunu kabul etmeyeceklerini ısrarla söylüyordu. Türkiye ile ilgili kriz konusundaki tüm bilgiler ise bizdeki bazı çevreleri mutlu edecek ÅŸekilde hep İsrail medyasından gelmeye devam ediyordu. Onlara göre Peres CumhurbaÅŸkanı Gül ile konuÅŸuyor, Netanyahu Türkiyeli yetkililerle buluÅŸmak istiyor, Washington Büyükelçisi Tan ile DışiÅŸleri Bakanı DavutoÄŸlu, Savunma Bakanı Barak ile bir araya gelmek istemiÅŸ; Genel Kurmay BaÅŸkanı EÅŸkinazi ise Türkiyeli meslektaşıyla sürekli temas halinde.
Ankara tarafından tekzip edilen tüm bu geliÅŸmeler olurken bizdeki Amerikan ve İsrail dostları AK Parti hükümetine yönelik eleÅŸtirilerini sürdürüyordu. Hatta bazıları İsrail'in ABD ile 'yeniden canlanan' stratejik dostluÄŸundan ve Türkiye'ye karşı olası ortak düÅŸmanlığından dolayı mutluluÄŸunu saklamıyordu.
Çünkü onlara göre önemli olan AK Parti hükümetinin sıkıştırılmasıdır. İşte size bir örnek daha. Suriye lideri Esad, Latin Amerika turundan sonra İspanya'ya uÄŸradı ve ErdoÄŸan'ın da yakın dostu BaÅŸbakan Zabatero ile ortak bir basın toplantısı düzenleyerek bölge ile ilgili kapsamlı deÄŸerlendirme yaptı. Esad İsrail'in yardım gemilerine yönelik saldırı ve cinayetlerini ve bu saldırıların bölge barışına yönelik risklerini anlattıktan sonra ''İsrail bu saldırıyla Türkiye ile olan iliÅŸkilerinin bozulmasını amaçlamış ve Ankara'nın barış sürecindeki arabuluculuk ÅŸansını azaltmıştır'' dedi.
Bizdeki bildik dış politika uzmanları ise Esad'ın BeÅŸÅŸar olan adını BeÅŸir yazacak kadar cahil olduÄŸu için Esad'ın sözlerini de ''Suriye bile Türkiye'nin İsrail ile iliÅŸkilerinin bozulmasından rahatsız'' ÅŸeklinde verip yorumlayacak kadar garipleÅŸecekti.
Huylu huyundan vazgeçmiyor.
Demek ki “bunca cehalet ancak okumakla oluyor''.
Belki de bu kiÅŸiler okumuyor da okutuluyor. Yoksa nasıl olur da bu kiÅŸiler Kudüs'e gitmeyerek İsrail saldırganlığını protesto eden Meg Ryan ve Dustin Hoffman ile Netanyahu'nun Beyaz Saray ziyaretini protesto eden bazı Amerikalı Yahudilerin onurlu tavırlarını duymaz, okumaz ve görmezler.