AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2010-07-10
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'doğru bir strateji' ve 'etkili bir söylem' ile siyaset yapıyor:
İşsizlik, yoksulluk ve yolsuzluklar...
Bir de doğrudan kitlesel hedeflere yöneliyor, 'emeklilere' sesleniyor.
Türkiye'nin makro dengeleri 'yerinde' olsa ve kriz görece 'az hasarla' atlatılsa da halkın gerçek gündemi ekonomi ve geçim derdi.
Öyleyse siyaset bu alanda yapılmalı.
Son günlerde kamuoyunda ve ağırlıklı olarak iş dünyasında 'seçim için devlet kesesi açılıyor' kuşkusu artmakta.
Kamuya eleman alımıyla ilgili peş peşe duyurular yapılıyor. Gazetelerde her gün buna ilişkin haberler veriliyor.
Özellikle İstanbul'da büyük iş çevrelerindeki bu havayı ve endişeyi doğrudan en ilgili makama, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e sordum. Çok açık biçimde belli oldu ki; Bakan da bu algıdan ciddi rahatsız. Bana, kamuoyunu doğru bilgilendirme adına bir saat işsizlik sorununu ve çözüm çabalarını anlattı.
'Evet, bu yIl daha fazla personel alacaĞIz'
Benden hemen önce Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, duvarında '72 milyonun hukukunun bekçisiyiz' yazan Şimşek'in makamındaydı. Kadın ve aile, çocuk yuvaları, sosyal hizmetler için Maliye'den '3 bin kadro istiyor'.
Bakan Şimşek'e sordum, net olmasa da 600 civarında kadro tahsisi söz konusu.
Bütün bakanlıkların kadro talebi var.
Şimşek, önceliklerini, sırasıyla eğitim, sağlık, güvenlik ve adalet olarak sıraladı.
Bakan'ın eleman alımıyla ilgili çarpıcı sözleri şöyle:
'Evet, bu yıl daha fazla eleman alacağız, 2010'da nispeten artış olacak ama bunun seçimle ilgisi yok. İşsizliği kamu istihdamı ile çözme iddiaları da doğru değil. Özel bir yığılma yok.'
Peki bu artışın sebebi nedir, işte Şimşek'in açıklaması.
Kadrolar neden ve nasIl açIldI?
'Geçen yıl bütçede, emekli olanların yerine yüzde 25 eleman alınması sınırı vardı, yüzde 50'ye çektik bu bir. İkincisi, kamu kurumlarının yüzde üç özürlü çalıştırması zorunluluğundan gelen 38 bin açık var, onu serbest bıraktık. Bir sürü yeni üniversite kurduk bu yıl 7 bin öğretim elemanı kadrosu açtık. Aynı şekilde denetim elemanı alımını artırdık, o kayıt dışı ile mücadele için şart.'
Şimşek, 'Bu talepler hep vardı ama birikiyordu, bazen kriz nedeniyle bazen IMF engeliyle karşılayamıyorduk, şimdi ihtiyacımızı yerine getiriyoruz' sözleriyle açıkça olup biteni anlattı.
Masada akaryakIt raporu
Maliye Bakanı Şimşek, çok etkileyici rakamlar veriyor. İlköğretimde okullaşma oranının yüzde 99'u aştığını söylüyor. AB ortalamasını yakaladık yani. Okul öncesi eğitimde 7 yıl önce 200 bin olan çocuk sayısının 1 milyona ulaştığını hatırlatarak, 'Öğretmen almadan nasıl yapacağız?' sorusunu gündeme getirdi, haklı. Eğitim için ne verilse yeridir.
Maliye Bakanlığı zor iştir.
Talepler bitmez, imkanlarsa sınırlı. Şimşek bütçe disiplinine uyan bir isim. O gevşetirse makro dengeler sarsılır. Uluslararası kuruluşlar Şimşek'e güveniyor. Bir yandan da Maliye kaynak arayışında. Bakan'ın masasında 'Türkiye'nin akaryakıt gerçeği' isimli dosya dikkatimi çekti. O, çok eski ama eskimeyen bir tartışma. Bakalım Bakan, o kazanın kapağını kaldıracak mı?
Türkİye'de yaŞamak Ömür törpüsü mü?
Sohbetimizin sonuna gelmiştik. Referandumun ekonomiye etkisini sordum. 'Mükemmel mi, değil' sözleriyle başlayan Şimşek, Türkiye'nin geliştiğini söyledi ve 'Burada yaşamayı daha rahat, ferah, zengin ve huzurlu hale getirmeliyiz' dedi. Demokratik standartları geliştirmeyi ön şart olarak görüyor.
Ayağa kalkmıştık ki, 'Tam doğum tarihin ne?' diye sordu, sonra onu cep telefonuna (i-phone) yazdı. Peş peşe devam etti, içki-sigara-evli veya bekar olma durumu-kilo-spor-hayat felsefesi-ailedeki ortalama yaşam süresi...
Bakan bir program yükletmiş, bu bilgileri görünce ortalama kaç yıl yaşayacağınız belli oluyor. Benimkini hesapladı.
Tabii bir de 'Hangi ülkede yaşıyorsunuz?' sorusu...
Bakan, stres katsayısı nedeniyle Türkiye'nin buradaki değerlendirme notunu pozitif yönde değiştirmeyi hedefliyor. Demokrasiyi ve ekonomiyi bunun araçları olarak görüyor.