AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2010-07-10

kategori2

Yazısız izsiz lekesiz


Biz gazeteci milletinin işi hem çok kolay hem çok zor.
Yazı konusu o kadar bol ki bu canım ülkemde... Sabah kalkınca ser gazeteleri önüne ve şöyle bir göz at. Yok ona da mecalin yoksa aç interneti bir, bilemedin iki saatte kararını verirsin: 'İşte yazı konum...'
Bir yandan da çok zordur... 'Hakkıyla yapayım. Derinlemesine araştırayım... Bir lafı bin kez tartayım...' diyorsan.
Sığlık diz boyu. Bu sığlığı aşmanın tek yolu var. Habere gitmek.
Ancak bir haberin ayağına giderek...
O haberi koklayarak ve anlayarak; insana dokunarak; gözüne bakarak; sesine gönülden kulak vererek anlatabileceğinizi anlatabilirsiniz.
Kürt meselesindeki Gordion düğümüne baktıkça artık tek bir şeye kafa yoruyorum.
Bizim 'dil bulutları'mız kopuk. Frankfurt okulunun 'kamusal alan' tarifini, birileri anlayacak olan herkese anlatmalı.
Kürtler ve Türklerin ortak bir 'dil kümesi'ne ihtiyacı var.
Umutsuzluğum ve umudum aynı noktada var.
Habermas'ın önermelerini okuyup bu toplumun sağırlarına ve körlerine kim anlatacak?
Yeniden tanımlanacak kavramların yeni anlamlara ihtiyacı var.
Bu da bizim 'kamusal alan'ımızı yeniden tarif edecektir.
İki temel sorunlu alanı (birçokları gibi) ben de anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyorum.
Biri laiklik diğeri teklik meselesi...
Makulün maktul olduğu bir coğrafyada huzur ve mutluluk nasıl sağlanır?
Temel sorum bu.
Elbette dilin yeniden inşasıyla...
Burada da aslında verili iletişim alanımız medya. Bunun sıradan bir aktörü olarak ise çok somut
eleştirilerim var. İlki sermaye yapısı... İkincisi yöneticilerin sığ tercihleri.
Başta anlattığım şeyi açarsam...
Ötekine her türlü saçma zemin üzerinden saldıran; 'öte mahallenin itleri' gibi kapışan, ağzı salyalı 'köşe yazarı sürüleri' görüyorum.
Bundan ne çıkar? Hiç... Sadece onlar semirir Türkiye kaybeder.
Önemsemezler.
Yapılması gereken bu medya aygıtlarındaki karar vericilerin bir karar vermesidir.
Tarihin bu kritik eşiğinde bu semirikleri 'marka kıymetlendiren' olarak görmemektir.
İsimsiz kaliteli muhabirleri sahaya sürmek ve ortak dil üzerinden 'kamusal alan'ın yeniden tarifine olumlu bir katkı sunmaktır.
Yüksekova'ya da, Güngören'e de gidip dokunacak... Anlayacak, anlatacak, anlamlandıracak bir sürece şimdi ve şiddetle ihtiyaç var...