AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2010-07-20
Üç buçuk ay önceydi. Mart sonu. Ümit Boyner, Fatih Altaylı'nın Teke Tek programına konuk olmuştu. Programda başörtüsü meselesi gündeme geldi. Boyner 'Son derece ılımlıyım. Başörtüsüne karşı değilim' minvalinde konuşurken izleyicilerden nokta atışı bir soru düştü Altaylı'nın bilgisayarına: 'Güzel söylüyorsunuz.. Bir de şunu öğrenelim: Boyner mağazalarında tezgahtarlık yapan başörtülü personel var mı?'
***
Soru karşısında Boyner'in terleyişi o gün bu gündür aklımda. Topu şöyle taca atmıştı Ümit Hanım: Bunu mağazalara sormak lazım. Açıkçası bilmiyorum, bu kurumsal duruşumuzdan mı kaynaklanıyor...
Kısacası 'başörtülü tezgahtar çalışmıyor' demeye getirmişti sözü.
***
Başörtülü tezgahtar yalnızca Boyner mağazalarında değil, neredeyse hiçbir alışveriş merkezinde çalışmıyor. Bir süredir İstanbul'daki merkezlere girip çıkıyorum. Tezgahlarda başörtülü kız sayısı yok denecek kadar az. Yalnızca birkaç eşarp satan standda rastladım. Hepsi bu...
***
Bu standlardan biri de Cevahir Alışveriş Merkezi'nin içinde. İki başörtülü, başörtüsü satıyorlar. Ancak öğrendiğim kadarıyla bu işe kabul edilmek için altı ay alışveriş merkezinin yönetiminden onay çıkmasını beklemişler. Altı ay! Dikkat edelim, CEO seçmiyor yönetim, tezgahtar seçiyor! Üstelik büyük olasılıkla başı açık ya da erkek tezgahtar için yönetime bile gidilmiyor. Mağazalar kendi personelini kendi belirliyor.
***
Hadi bu prosedür Akmerkez'de yaşandı diyelim. 'Sahibinin rengi' deyip geçilebilir. Ama Cevahir'in kurucusu İbrahim Bey'in muhafazakar kimliği malumunuz. Üstelik merkez kurulurken başörtülü yeğen Ayşe Cevahir adım adım projede yer almıştı. Demek ki 'başörtü kriteri' landlord(*) şımarıklığını aşan bir durum.
***
Tam bir 'glass ceiling' yaşanıyor bu konuda. Yani camdan duvarlar var başörtülü kızlar ve kadınlar için. Görünmedikleri sürece sorun yok ama vitrinde yer alamıyorlar. Üstleri örtülüyor bir nevi. Büyük olasılıkla tezgahta başörtülü bir kişinin malı sattırmayacağı düşünülüyor.
***
Yıllardır 'İslamcılar ülkeyi ele geçiriyor' repliğinin tekrarlandığı yer olduğunu hatırlatırım Türkiye'nin. Bunlar nasıl İslamcılar ise, hala başörtüsü ABD'deki 'siyah' ayrımcılığını aşamadı, aşamıyor. Üstelik bir çok Batı ülkesinde büyük bir hukuksal süreç başlatacak uygulamalar sükunet içinde uygulanmaya devam ediliyor.
***
Üniversitelerdeki yasak kabul edilemez ama tek değil... Onun yanında bu 'görünmez' yasakları da konuşalım!
(*) mal sahibi
Rica: Bu konu burada bitmez. Devam edeceğim. Lütfen bana gözlem ve görüşlerinizi yazın.
Diriöz NATO'ya nasıl atandı?
GeçtİĞİmİz hafta sevindirici bir gelişme oldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Dışişleri Başdanışmanı Büyükelçi Hüseyin Diriöz, NATO Genel Sekreter Yardımcılığı'na atandı. Bu atama uzun süredir beklenen ve artık neredeyse umut kesilen bir atamaydı. Neden mi?
***
Geçtiğimiz yıl Rasmussen NATO Genel Sekreteri seçilirken Türkiye'nin itirazları olmuştu. Rasmussen Danimarkalı'ydı. Danimarka peygamber karikatürleri ve Roj Tv'ye müsamaha göstermesi nedeniyle aramızda soğuk rüzgarların estiği bir ülkeydi. Ancak ABD Başkanı Obama devreye girdi. Roj Tv'nin kapatılması ve Rasmussen'in yardımcılıklarından birine bir Türk'ün atanması sözü verildi. Türkiye böylece Rasmussen'e onay verdi.
***
Verdi vermesine ama genel sekreterlik yardımcılığı konusunda verilen söz bir türlü tutulmadı. Genel sekreterin altı yardımcısı var ve bu yardımcılar NATO içinde ağırlığı olan ülkelerden seçiliyor. Türkiye'ye öyle bir söz verilirken kimlerin seçildiği belirlenmişti bile. Rasmussen yer açamadı.
***
Bu nedenle geçtiğimiz günlerde Roma Büyükelçisi olarak atandı Hüseyin Bey. Ancak atama açıklanır açıklanmaz Brüksel'den haber geldi: Prosedür tamam, Diriöz büyük olasılıkla kasım başında yedinci yardımcı olarak göreve başlayacak.
Genel sekreter yardımcılığının artıları eksileri:
Bu görev Türkiye'nin rolünü elbette artıracaktır. Ancak bazı problemlerle karşılaşmak da olası. Aklıma gelen olumlu ve olumsuz sonuçlar şunlar:
+ NATO içinde yer sağlamlaştırma, Batı ile ittifakı bir kez daha teyit etmek demek. Bu da eksen tartışmalarına cevap niteliğinde olacaktır.
- Bir süredir AB ve NATO arasında sıkı bir işbirliği isteniyor. Özellikle ABD bu konuda çok baskın. AB de yeşil ışık yakıyor. Bu işbirliğine tek karşı çıkan üye Türkiye. Nedeni ise AB üyesi Kıbrıs. Şimdi böyle kritik bir pozisyonda 'retçi' tavrı sürdürmek zor olabilir.
- NATO, PKK konusunda radikal önlemler almaya yanaşmıyor. Bu nedenle zaman zaman ittifak ile aramızda fikir ayrılıkları yaşanıyor. Bu konu da Diriöz'ü zorlayacaktır.