Yavuz Donat vesile oldu ve Müjdat Gezen'le buluÅŸtuk. Bugün gibi hatırlıyoruz. Sanatçıyla biraraya geldiÄŸimiz son tarih 25 Temmuz 2000'di. Yer, Erenköy Galip PaÅŸa Cami”. O gün Cenk Koray'ın cenaze namazını kılmış ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnetmiÅŸtik. Sevgi bağı olanlar toplanmıştı. Evet bugün 23 Temmuz ve BüyüÄŸümüzü kaybedeli tam on yıl oldu. Ömür Göksel'le Neco ile de ne zaman konuÅŸma imkanı bulsak, konu hep Cengo üstüne.
...
Cenk AÄŸabey, salondaki cama kafa atıp daha 19 yaşında hayatını kaybeden oÄŸlu Nihat'ın acısını hep çekti. 'OÄŸula SesleniÅŸ' adlı yazısını yıllar önce bu köÅŸede yayınlamıştık. Pek çok anne-babanın ayrı kaldıkları çocuklarına yolladığı bu metni aynen tekrarlamak istemedik. Ancak, terör felaketiyle ateÅŸ düÅŸen ailelerin sayısı artmakta. 'Belki birilerini insafa getirir' beklentisiyle 'Ağıt'ın bir bölümünü aktaracağız:
Sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
Hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateÅŸin üzerine?
Demir tokmakları, başınıza başınıza indirdiler mi iri yarı adamlar?
Gözü dönmüÅŸ birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
Tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
Birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya; zorlayarak, 'Çat' diye kırıverdi mi?
Çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek, sarıldı mı boÄŸazınıza?
...
Adamın biri gelip gözünüze iki parmağını sokup, kör etti mi sizi? Büyük deÄŸirmen taÅŸlarını getirip koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken? İyice bilenmiÅŸ bir bıçağı böÄŸrünüze sokup çevirdiler mi 360 derece? Ayağınız kayıp yola düÅŸtüÄŸünüzde, bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiÄŸinizde içinde asit olduÄŸunu fark ettiniz mi?
Demir bir çubuk boÄŸazınızdan girip boynunuzun arkasından çıktı mı hiç?
İşte bunların hepsi bir arada, benim başıma geldi. 19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allah'ın bana emaneti, canım, gülüm, hayatım, her ÅŸeyim, bir tanem, sebeb-i hayatım, evladım, oÄŸlum Nihat, 3 dakika içinde yok olası kollarımın arasında ölüp gitti.
...
Yapacak hiçbir ÅŸeyim yoktu. Kapının camı ÅŸahdamarını kesmiÅŸti. Fiskiye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu, umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu. Bana yakın durması gereken oÄŸlum, beni ölmeden öldürüyordu.
...
Günler geçiyor aslanım. Her geçen dakikayı beni sana yaklaÅŸtırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm zaman geçiyor, bir gün senden ayrılacağım diye. Ama ÅŸimdi her ÅŸey tersine döndü. Her ÅŸeye tahammül edebiliyor insan. Allah böyle bir sabır vermiÅŸ kullarına. Ama tahammülü mümkün olmayan bir tek ÅŸey var. Senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedememek. İşte ölmeden bu öldürüyor insanı.
***
Cenk Koray'ın hep gülen yüzünün aslında tiyatro maskının tebessüm eden yanı olduÄŸunu bilenlerdeniz. Yarattığı 'Tele Kutu'yu defalarca yaÅŸatmaya çalıştılar. Sonuç hüsran. SoÄŸuk espri'nin dahi uzmanlık ve beceri iÅŸi olduÄŸu vefatından sonra anlaşıldı. 'Günaydın Kartal' deyiÅŸini, 'Kapısı açılmadık fıkralarını' özlüyoruz. Rahmet dileklerimizi tekrarlıyoruz.