AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2010-07-31
Önce arkadaşımız Şenay Yıldız'ı kutluyorum. Çünkü Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Haris Sladziç'in Batı ile ilgili çok önemli tespitlerini AKŞAM'ın manşetine taşıdı. Peşinden Srebrenista Katliamı'nın tanık ve suç ortağı Hollandalı asker Rob Zomer ile konuştu.
Şenay arkadaşımız AKŞAM'da Bosna manşetlerini başarırken Radikal'de Ayşe Karabat cumartesi günü olağanüstü bir yazı yazdı. İsrail'de görev yapan Ayşe, daha önce de bu toplumun tüm hastalıklarını ve ruh halini bir uzman doktordan daha incelikli olarak tespit etmiş ve İsraillilerin iflah olmayacağını bir sosyolog-psikolog bilgisiyle anlatmıştı.
İşte size cumartesi yazısından uzunca bir alıntı:
''Devletlerin kurucu değerleri olur. İsrail Devleti'ninse kurucu travması var, insanlık tarihinin en acısının, soykırımın travması. Travmalar, mantıklı düşünmeyi sağlayan üst beyni devreden çıkartıp, hayatta kalma içgüdüsünü düzenleyen alt beyin kısmının çalışmasına neden oluyorlar. Belki de bu yüzden Yahudiler, devlet kurarken, haklı olarak kendilerinin 'vatansız bir halk' olarak tanımladırlar ama 'Filistin'in halksız bir vatan olduğu' yalanına da inandılar. Bütün tarihleri boyunca, çocuklarına 'dört taraflarının düşmanlarla çevrili olduğunu', hayatta kalmak için ölmek ve öldürmek zorunda olduklarını anlattılar. Devletin tüm ideolojik aygıtları, bu değerleri öğretmek için seferber edildi. Kelimeler pespayeleştirildi sonra. Çalınan Filistin toprakları üzerine paramiliter güçlerin kurduğu ve uluslararası hukukun yasakladığı kolonilerin adını masumlaştırıp 'Yahudi yerleşim birimi' oldu. Taş atan Filistinliler, otomatik silahlarla öldürüldüklerinde 'çatışmada' ölmüş sayıldılar. İsrail'de üniversiteye gidebilmek için önce askere gitmek gerekiyor. Askere gitmeyi reddetmek mümkün ama ağır bir sosyal ölümden başka bir şey değil. 20 yaşının üstündeki hemen herkes en az bir kez savaşa gönderildi o memlekette. Savaşın zaten kendisi kuralsız ve acımasız. İsrail'in kurucu ideolojisinin başka bir özelliği de barıştan korkmak. Laikler, askere gitmeyen ve vergi vermeyen Ortodoks Yahudilerden bu kadar haz etmezken, bazı yerlerde Batı Yahudileri, Doğu Yahudileriyle çocuklarını aynı okula göndermek istemezken, Etiyopya göçmenleri hala derilerinin rengi nedeniyle kabul görmezken ve Doğu Bloğundan gelen Yahudiler, toplumun bir parçası olarak kabul edilmezken, barış olursa bir gün, nasıl baş edeceksiniz bu ayrışmayla?''..
Bir de Ceyda Karan'a bakalım.
Sevgili Ceyda'nın da benzer bir özelliği var. O da çok önemli detaylar yakalar ve bu detayları kendi üslubu ile okurlarına sunar.
Bu nedenle Ceyda'nın dünkü yazısı mutlaka okunmalıdır.
Çünkü Ceyda Karan Batı'nın ikiyüzlülüğünü Şenay'ın konuştuğu Hollandalı asker üzerinden yakalamış ve deyim yerindeyse konuya damardan girmiş.
Bizim Dış Haberler Müdürü'müz Kader Balıkçı gibi Radikal'in dış haber sayfasını her zaman ilginç ve önemli haber ve analizlerle zenginleştirerek İsrail ve tüm Batı'nın gerçek yüzünü sık sık yansıtan Sevgili Ceyda'yı, İsrail'in şizofrenik ve kronik toplum hastalıklarını sürekli anlatan Ayşe Karabat'ı ve ilginç konuları yakından izleyerek AKŞAM'ın maşetine taşıyan Şenay Yıldız'ı içten kutluyorum. Kutluyorum çünkü bu arkadaşlarımızın özverili meslek aşkı ama daha önemlisi vicdanları olmasaydı belki de biz bu tür haber ve analizleri okumayacak ve dolaysıyla yaşadığımız olayların gerçek yüzünü öğrenemeyecektik.
Buradaki temel kriter objektif, vicdanlı ve dürüst olmaktır.
Elbette sözünü ettiğimiz arkadaşlar ve diğerleri değişik konularda farklı düşünür farklı analizde bulunabilirler. Ama herkesin ortak çıkış noktası hep doğru bilgi ve veriler olmalıdır. Yani doğru bilgi ve somut verilere dayanmayan herhangi bir analiz ya da öngörü acaba nasıl doğru olabilir?
İşte bu nedenle Ayşe'nin, Ceyda'nın, Şenay'ın ve benzeri arkadaşlarımızın bu yanlarını ben hep önemserim.
Ayşe'nin tespitleriyle İsrail Devleti'nin kuruluş felsefesi ve toplum ideolojisini anlamayanlar asla ve asla İsrail ve dolaysıyla en geniş anlamı ile Ortadoğu gerçeğini anlayamaz. Bosna dramını kendi derinliklerinde hissetmeyen ve 'uygar' batının gözleri önünde işlenen bunca cinayeti görüp de içten ağlamayanlar asla ve asla insan olamaz ve hala İsrail cinayetlerine sesini çıkarmayan Batı'nın ikiyüzlülüğünü anlayamaz.
Bu tür kişiler eğer 'biz de anlamak istiyoruz' diyorlarsa Sevgili Şenay, Ayşe ve Ceyda'nın yazı ve söyleşilerini hep okumalı.
Belki o zaman 'tamamen duygusal' olmaktan kurtulur Bosna, Filistin ve benzeri yerlerde yaşananların ne anlama geldiğini
anlarlar.