AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 25 EYLÜL 2010, CUMARTESİ

Dina Türkcan mezun olmadan koleksiyon hazırladı

Moda tasarımı öğrencisi, Sırbistan eski güzeli ve ünlü basketbolcu Mirsad Türkcan'ın eşi Dina Türkcan, tasarım okulundan henüz mezun olmadan ilk defilesini gerçekleştirecek. Kendisi için diktiği elbiseler çok beğenilince Sırbistan'dan defile teklifi alan Türkcan, 2 çocuğuyla birlikte defileye hazırlanıyor.
dinaic
LaSalle Akademi'de misafir olarak girdiğim derslerde tanıdım önce onu. Sonra bir baktım daha mezun olmadan ilk koleksiyonunu hazırlamış bile. Dina Türkcan'dan bahsediyorum. Basketbolcu Mirsad Türkcan'ın eşi. Dina, Sırbistan eski güzeli. Daha 19 yaşında tanışıp evlenmiş Mirsad Türkcan'la ve aşkı uğruna Belgrat'ta iç mimarlık eğitimini yarıda bırakıp Türkiye'ye yerleşmiş. 2 yıl arayla iki çocuk sahibi olan Dina, ikinci çocuktan sonra 'tam zamanıdır' deyip, küçüklüğünden beri meraklısı olduğu moda tasarımı okumaya karar vermiş ve LaSalle Akademi'de moda tasarımı eğitimi almaya başlamış. Aslında bu yıl mezun olacaktı ama yeni koleksiyonunun hazırlıkları sırasında derslere devam edemediği için okulu uzamış.
'Acelen neydi, önce mezun olup sonra koleksiyon hazırlasaydın' diyorum. Heyecanla cevap veriyor 'Kendim için diktiğim elbiseler çok beğenilince, arkadaşlarıma da diktirmeye başladım. Sonra Sırbistan'dan defile için davet geldi ben de dayanamayıp bir koleksiyon hazırlamaya karar verdim.'

İKİ ÇOCUK, BİR KOLEKSİYON
Hazırlık aşamasının çok stresli geçtiğini anlatıyor. 'Kumaş seçimi, aksesuar derken kafamı kaşıyacak vaktim yok, ama çok heyecanlı bir süreç. İnşallah anlımın akıyla çıkarım.'
Bu arada iki çocuğuyla da yakından ilgileniyor tabii. Hatta kumaş ve aksesuar seçmeye birlikte gidiyorlarmış. Oğlunun kendisini yönlendirdiğini bile söylüyor. 2 yaşındaki kızı ise şimdiden tasarımcı olacağının sinyallerini veriyormuş. Annesine çekmiş. Zira Dina da daha çok küçük yaşlarda klasik bir tasarımcı hikayesinde olduğu üzere, Barbie bebeklerine elbise dikerek bu işe gönül vermiş. Bütün arkadaşları bahçede oynarken Dina, annesinin gardırobunun başında hatta içinde, vakit geçirirmiş.
Eşi Mirsad Türkcan'ın kendisine büyük destek verdiğini belirterek 'Mirsad eğitim almam için bana çok destek oldu. İlk gün okula benimle geldi. Her zaman arkamda oldu' diyen Dina'ya Mirsad'ın tasarımlarını nasıl bulduğunu sorduğumda ilginç bir yanıt veriyor. 'Kumaş ve aksesuarları alır almaz ona gösteriyorum. 'Bunlar ne kadar çirkin, olmaz bunlardan bir şey' diyor. Ama ne zaman ki tasarımlarım dikilip son aşamaya geliyor işte o zaman 'inanamıyorum ne kadar güzel olmuş. Gerçekten bu o kumaş ve aksesuarlardan mı yapıldı' demekten kendini alamıyor. İlk bakışta anlamasa da dikildikten sonra çok beğeniyor.'

TEMPTATION ÖNÜMÜZDEKİ YIL NİŞANTAŞI'NDA
Görümcesi Emina Türkcan Sandal'ın tepkisini sormadan olmaz tabii. Zira modanın içinde bir isim kendisi. Dina, bu konuda pek konuşmak istemese de Emina Türkcan Sandal'ın tasarımlarını beğendiğini ve Sırbistan'daki defilesine geleceğini açıklıyor.
'Kendi diktiklerimi giysem nasıl olur acaba' diye hazırlamaya başladığı küçük koleksiyonları çok beğenilince defile aşamasına kadar gelen tasarımcı, heyecan ve tedirginliği de bir arada yaşıyor: 'Yakın arkadaşlarım ve ailem çok beğeniyor ama onlar belki de arkadaşım oldukları için beğeniyorlardır. Objektif davranamayabilirler o nedenle genel tepkiyi çok merak ediyorum, benim için çok önemli.'
Önümüzdeki yıl okulu bitince Nişantaşı'nda kendisine bir atölye kuracak Dina ve kendi tasarımlarını satmaya başlayacak. Ancak alışılageldiği gibi haute couture düşünmüyor. O daha farklı bir tarzda hazır giyim satacak. Ve sonra markasının Sırbistan ayağını organize edecek. Markasının ismi de cazibe anlamına gelen 'Temptation' olacakmış. Cazibe, onun tarzını da anlatan bir kelime aslında. Kadın vücudunu ortaya çıkaran feminen ama bir o kadar asi rock ruhunu taşıyan bir tarza sahip tasarımlara imza atıyor. 30 Eylül'de Sırbistan'da sergileyeceği defilede de bu tarzının altını çizecek. Bir kadının gardırobunda olması gereken parçalardan oluşan bu koleksiyonunda ipek, dantel gibi feminen kumaşların yanında deri gibi asi malzemeler de kullanmış.   
Türkiye'de birçok kişinin tasarım eğitimi almadan atölye açıp kendisine tasarımcı dediğini hatırlatıyorum Dina'ya; 'Olabilir belki onlar kendini yeterli görüyordur' diyor ve devam ediyor: 'Ama sadece vizyon yetmez. Sadece fikir verip her şeyi başkalarına yaptırsanız da eğitim almadan izleyeceğiniz yolu bilemezsiniz. Bir tasarımın dikişinden kalıbına, drapajına kadar nasıl hayata geçtiğini bilmek, sizin tasarımlarınızı güçlendirir. Bunlar olmadan başarılı tasarımlar yapmak bence imkansız. Ben LaSalle Akademi'de çok iyi eğitim aldım her şeyi çok iyi öğrendim.'
Dina'nın en çok beğendiği, tarzını kendisine yakın bulduğu marka Balmain. Hatta bir gün Balmain gibi büyük bir marka olmayı hayal ediyor. Beğendiği diğer tasarımcılar ise Alexander McQueen, Bora Aksu, Banu Bora ve Erol Albayrak.

AYSUN ÖZ KAŞİ
aysun.oz@aksam.com.tr