Nagehan Alçı nagehan@nagehanalci.com

kategori2

Bekir Coşkun'u vicdanlar susturmalıydı

'Demokrasi, bilinçte aşağı-yukarı eşit insanların rejimidir. Bir toplumun çoğunluğu 'göbeğini kaşıyan adam' ise orada demokrasi olmaz-olamaz' diye yazabilen, üstelik bu yazısıyla şanına şan katan bir kalem Bekir Coşkun.

***
Ahmet Türk'ün Kürt aksanıyla dalga geçen, seçimlerden sonra ortaya çıkan parti dağılım haritasına bakıp bu toplumun değerlerini aşağılayan, askerin siyasete müdahalesini kutsallaştıran bir yazar...

***
Böyle bir yazar bu ülkede kendini 'aydın' ve 'laik' olarak tanımlayan bir kesimin öncüsü olabildi.

Böyle bir yazar bu ülkede demokrasi savaşçısı olarak gösterilebildi.
Böyle bir yazar bu ülkenin en yüksek tirajlı gazetesinde yazarken başka büyük bir gazeteye yüksek bir transfer ücretiyle geçebildi...
Ve tüm bunların ardından şimdi işten çıkarıldı...

***
Ben Bekir Coşkun'un Turgay Ciner tarafından işten çıkarılmasını, bu kararda doğrudan olmasa bile hükümetin yarattığı havanın etkisinin olmasını sonuna kadar kınıyorum! İktidarın elektriğinin gazetecileri işsiz bırakmasını korkutucu buluyorum. O nedenle soruyorum:
Turgay Ciner yıllardır yazılarını bildiği Coşkun'un işine neden şimdi son verdi? Coşkun'un dünya görüşünü gazetesine yüksek paralarla transfer ederken bilmiyor muydu?


***
Bekir Coşkun çok başarılı bir kalemdir. Onun akıcı üslubuna, bir olayı anlatış gücüne elbette bir eleştirim yok. Haddim de değil. Ama... Üslup ne kadar güzel olursa olsun yazılarının içeriğinin zehri ortada.

***
2007'de halkı alenen aşağılayıp, demokrasi düşmanlığı yapan, ana dilde eğitim hakkından mahrum olan Kürt vatandaşların Türkçesi ile dalga geçen, 'aile salonu' gibi bu toplumun muhafazakar değerlerinden birini espri konusu yapan bir yazara 'eğitimli kesimler' bırakın 'yeter' demeyi, kahramanlaştırıyorlarsa, burada okurun 'sıradan faşizm'e eğilimini ve geç kalmış bir tasfiyeyi de eleştirmek gerek!


***
Bekir Coşkun'un şimdi, bir medya patronu tarafından işten çıkarılması yanlış! Bu kararın genel siyasi ortamdan doğması daha da yanlış! Coşkun okurları ve o dönem çalıştığı kurumu tarafından 'nefret suçu' işlediği yazılarından sonra uyarılmalıydı. Bu tür yazılara devam ettiği takdirde tasfiye edilmeliydi. Tıpkı Mine Kırıkkanat'ın Radikal'de yazdığı 'Halkımız Eğleniyor' başlıklı 'aleni ırkçılık ve halk düşmanlığı' içeren yazısından sonra işten çıkarılması gibi...

Gazetecileri linç edenler nerede?
GeçtİĞİmİz cuma günü Hakkari'de Habertürk kameramanı Adem Keleş ve Habertürk muhabiri Yasemin Güneri bir linç girişiminden canlarını zor kurtardılar. Yasemin'i haberlerinden bilirim. Adem ise Sri Lanka'dan, Irak'a, İran'dan Doğu Avrupa'nın dört bir yanına kadar birlikte haber kovaladığım, eski bir dostumdur.

***
Adem'i pazar akşamı Van'da ziyaret ettim. Hakkari'den Van Devlet Hastanesi'ne getirilmiş, oradan da bir otel odasına dinlenmeye çekilmiş. Bacaklarını hareket ettiremiyor, kafasında ezikler var.

***
Hikayeyi baştan anlat dedim, kamerasındaki görüntüleri de açarak anlattı: 'Cuma günü ben ve Yasemin, Hakkari'deki cenazeleri takip ederken bir anda etrafımıza bir kalabalık toplanmaya başladı. 'Siz sistem medyasısınız! Sizi Kürdistan'da istemiyoruz!' diye bağırıyorlardı. Yasemin'e 'Sen kaç kendini kurtar' dedim, ama onu da tartaklamaya başladılar. Sonra çevremi öyle bir çevirdiler ki Yasemin'i göremez oldum. Sürekli vuruyorlardı. Kaçmaya yeltendim, yere yatırdılar. Kamerama sarıldım, her yerimi tekmelediler. Ortalıkta tek bir polis yoktu. Nasıl kurtulduğumu bile hayal meyal hatırlıyorum!'

***
Düşünün... Güpegündüz Türkiye'nin bir şehrinde bir grup PKK'lı, yabancı, daha doğrusu Türkiye'ye ait gördüğü gazetecilere öldüresiye saldırabiliyor. O saldırı sırasında hiçbir polis gelmiyor. Bu grup başlarına bir şey gelmesinden çekinmiyor. Bu nasıl bir cüret? Hakkari ne zaman böylesine bir vandalizmin, böylesine bir orman yasalarının boyunduruğuna girdi? PKK ne zamandan beri sokaklarda açık açık saldıracak kadar şehre indi?

***
 Adem Keleş ve Yasemin Güneri'ye yapılan saldırı geçiştirilecek türden değil. Üstelik Adem'in kamerasında saldırganların görüntüleri mevcut. O görüntüler ekranlarda dönmeli, bu kişilerin peşine düşülmeli. Neden bu kadar gevşek davranıldığı üzerine düşünülmeli...

***
Şayet yapılan örtbast edilirse bu ülkenin hukuku ve güvenlik güçleri 'Bazı yerlerde yasa geçmiyor' hükmünü kabul etmiş sayılacaktır. O durumda bizim adalete inanmamızı da artık beklemezler herhalde!

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3