Aşk ahlakı bir karakter ahlakıdır. İnsan olma ahlakıdır. Aşk, olağan bir hayatta kalma çabasında, hayatla kalma uğraşıdır. Hayatla kalma, hayatın anlamını yitirmeden hayatta kalmadır. Aşk ahlakı, ötekiyle güzellikler yaratarak, bu yaratımın çilesini, derdini, acısını çeke çeke, bir arada yaşamayı başarma gayretini buyurur. Unutmayalım, ahlak buyurgandır. İnsan buyurur. Buyrulur. Başka nasıl buyur edebilir içine, güzelliklerini insan olmanın? Sorar kendine:
Nasıl paylaşabilirim ruhumu, ruhları; canları? İklimiyle yaşadığım aşktan ne öğrenebilirim? Aşığım demek ki sorumluyum. Ne verebilirim aşka? Aşktan ne devşirebilirim? Aşk bana ne buyurur? Ben aşka ne buyururum? Aşk, gönlümün neresinde durur? Aşk ahlaksızı kimdir? Hem aşk ikliminde olacak hem de gereğini yapmayacak. İkliminde olmayanlar bağışlanabilir, aşkı kendilerine göre yaşamak isteyenler. Aşk ayıbı içinde olanlar, aşka akılları, gönülleri erip de gereğini yapmayanlardır.
Duyarlar. Aşk bir duygudur derler. Duyup duyup ölürler. Paylaşmadıkları için ne duyduklarını bir tek kendileri bilir. Sevgililerine 'sana ne benim duyduklarımdan' diyebilirler. Bilinen bir söyleyişle: 'Seni seviyorsam, bundan sana ne?'
Aşkın bileşenlerinden biridir duygu. Aşk, bu anlamıyla duygudur, düşüncedir de. Düşüncesiz duygu, iklimsiz aşka benzer. İkisi de eksiktir.
Hele hele aşk nedir? Bedendir. Aşkın taşıyıcısı, tetikçisidir beden. Dinamosudur. Otağıdır. Cana güç tenden geçerek gelir. Elbette ten elden ayaktan düştüğünde, can hala iş başında olabilir. Canla tenin işbirliğinden iner aşka nur. Teniyle canını, canıyla tenini muhabbete sokamayan nasıl yaşasın ikliminde aşkın? Düşünce, duygu, ten etkileşecek, didişecek, kavga edecek, kaynaşacak, savaşacak. Aşk bu, insana yepyeni pencereler açılacak.
Körlükle yaşanmaz aşk. Yaşanırsa iklim dışına çıkar. Bizden belli bir bilinç, belli bir duyarlılık, belli bir sorumluluk ister. Biz ne isteriz aşktan? Bizi uçurmasını mı? Uçacağız da nereye, niçin? Belki keşif için. Güzellikler hangi bahçesinde gizli aşk ikliminin? Sen ey aşk ikliminin kaşifi, esrarını gör aşkın. Onun için 'biganelerle ünsiyet etme.' Güzelleşemediğin, güzelleştiremediğin ilişkilerin adını aşk koyma.
Ne demek güzelleşmek? Sorumluluk demek. Burada estetikle etik birleşiyor. İkisinin evliliklerinden doğan kızın adına aşk denmiştir. Neyin sorumluluğudur bu? Hayatın! Hayata kol kanat gerilecek Yaşama sanatı, aşk sanatıdır. 'Demledin mi canını, tenini, aşkla insan kardeşim?' Aşktan geçmiş hayata hayat denir. Geçmemişse? Hadi onun adı da memat olsun. Elbette ölüm aşka dahildir. Çünkü hayata dahildir. Çaresi yaratmadır. Gitmeden bırakmak, gitmeden yaşadıklarını duyurmak, gitmeden aşk ikliminden yazılmış mektuplar bırakmadır. Paylaşma ile yaratmanın evliliğinden nur topu gibi bir oğlan doğdu, adına aşk dediler.
Aşk mana kaynar. Mana doğurur. Değer pınarıdır. İçine düştüğümüz anlamsızlıkların, anlam yitimlerinin, hiçe indirgemelerin yaşandığı dünyamızda canımıza kattığımız anlam bahçesidir aşk.
Bir nihilist için aşk, boştur, ağır bir aldanmadır: Hayvansal varlığımızdan kaynaklanan bir takım duyguların yol açtığı, varsanı ve yanılsamalara aşk diyoruz. Aşk bu zalim dünyada bencilce bir aldanmadan başka bir şey değildir.
Üstelik insanı edilgenleştirip, duygusallaştırdığı için bu hakça olmayan düzenin ve sömürünün sürüp gitmesine yardımcı olur. İktidardakiler, yönettiklerini aşkla uyutup da sömürü düzenlerini sürdürülmeye çalışırlar.
Aşk afyon olabilir. Ama iklim erbabı için değil. Aşk, estetikle etikten doğduğu için hak yemez. Dünyadaki sömürü ancak iklimde yaşayabilenlerce önlenebilir. En güçlü devrimci aşktır, öyle olmalıdır.
Aşkın bir ana babası daha var: Mana ve Lezzet. Manası uçup gitmiş, bayatlamış ilişkilere de aşk diyorlar. Aşkın lezzeti var, tadı var. Aşk tadıcıları bilirler. İklimde yaşamaktadırlar. Zaman zaman acı içinde kıvransalar da, mana ve lezzetinin anlamlarının tüketilemez olduğunu bildiklerinden, bulundukları yerden gördüklerinin aşkın tek gerçek yüzü olmadığını bilirler. İklimi kendi gönlünce yaşamak isteyenlere derinden gülümseyip yolları açık olsun derler.