Bir tek kez karşılaÅŸtım Oktay EkÅŸi ile. GeçtiÄŸimiz yıl bu zamanlar. Hürriyet'teki odasında röportaj yapmak için randevulaÅŸmıştık. MüthiÅŸ zarifti Oktay Bey. Yaklaşık iki saat süren sohbetimizde 'Siz okunmayan bir yazarsınız' dediÄŸimde bile yaptığı esprileri, beyefendiliÄŸini, alçak gönüllüÄŸünü unutamam. Birçok yazısına hiç katılmasam da, Ahmet Kaya'yı, Mehmet Ali Birand'ı, Akın Birdal'ı hedef gösteriÅŸini unutamasam da o akÅŸam odasında sohbet etmeyi sevdim Oktay Bey'le. O nedenle bu yazı vicdanım ve duygularım arasında kaldığım ve duygularıma yenik düÅŸmemeye çalıştığım bir yazı...
EkÅŸi'nin 'Bunlar analarını da satarlar' ifadesi, kimsenin savunmaya kalkamayacağı kadar ağır bir ifade. Ancak... Hepimiz biliyoruz ki EkÅŸi, tek başına bu ifadeden dolayı istifa etmek zorunda kalmadı. O, yıllarca vicdanları yaralayan, halkı küçümseyen ve ayrımcılık içeren yazılarından dolayı zaten kredisini tüketmiÅŸti. 'Analarını satarlar' lafı sallanmakta olan bir çınarı devirdi.
Ben bu çınarın bu ÅŸekilde devrilmesini içime sindiremiyorum. Bekir CoÅŸkun'un Habertürk'teki yazılarına son verildiÄŸinde gösterdiÄŸim gerekçeyle aynı gerekçeyi gösteriyorum burada da: Bence Oktay EkÅŸi'nin yazılarını zamanında vicdanlar susturmalıydı. Aydın DoÄŸan deÄŸil! MeslektaÅŸlarını hedef gösterdiÄŸinde, Ahmet Kaya için 'Bugün PKK'lılar para dağıtsa PKK'lı, yarın travestiler dağıtsa ondan..' diye yazdığında, Ergun Babahan'a 'Bacaksız seni doÄŸduÄŸun yere kadar kovalayacağım' dediÄŸinde... Tüm bu nefret suçlarını iÅŸlediÄŸinde neredeydi bu kamuoyu? Neredeydi bu duyarlı insanlar? Cumartesi akÅŸamı Mehmet Barlas'ın evinde küçük bir grup ile yemek yerken gördüm ki bu ülkenin ilkeli ve vicdanlı aydınları da bu soruları soruyorlar birbirlerine. Geç kalmış bir vedanın cevabını arıyorlar.
Benim ÅŸimdi vicdanım sızlıyor, çünkü yine güce ve iktidara tapınılarak bir vicdansızlığa son verildi. Hak ve adalet arayarak deÄŸil.
Benim ÅŸimdi vicdanım sızlıyor, çünkü zamanında bedel ödeyen Akın Birdal'lar, Birand'lar, yaÅŸamını yitiren Ahmet Kaya'lar için hesap sorulmadı.
Benim ÅŸimdi vicdanım sızlıyor çünkü ırkçılık, ayrımcılık deÄŸil, namus belası, bu ataerkil toplumun kadına hastalıklı bakışının ürünü olan bir söz koydu noktayı!
Bir lafım da teslim olduÄŸu halde EkÅŸi'ye ısrarla kurÅŸun sıkmaya devam eden Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı'ya. Cuma günü Beyaz TV'deki programında yayına baÄŸlanan EkÅŸi'yi adeta dövdü Kütahyalı! Bunu ona o gece de söyledim. Hele Dürzilerle ilgili o korkunç çıkışı! KonuÅŸturmadı, ÅŸiddet dili kullandı Kütahyalı. Belki de bu ÅŸiddet dili EkÅŸi'nin istifasını hızlandırdı. Yani yine vurarak kırarak vardık sonuca...
Fikirleri sakıncalı da olsa EkÅŸi çalışkan, fırsatçılıktan uzak ve prensipli bir gazeteciydi. Vurulup, kırılarak adeta kovularak gitmeyi hak etmedi. Ama ülkenin en önemli gazetecilerinden biri olmayı da hak etmedi...
Resepsiyon
Cuma günü nasıl da heyecanlıydım. AkÅŸam ilk kez KöÅŸk'e gidecek, resepsiyona katılacak, bu kadar ballandırıla ballandırıla anlatılan bir etkinliÄŸin ne menem bir ÅŸey olduÄŸunu size anlatacaktım. Ancak Oktay EkÅŸi olayı beni de gündemi de altüst etti... Yine de hala bir çaylak olarak söyleyecek iki çift sözüm var:
1) Resepsiyon saatinden mutlaka en az 45 dakika önce KöÅŸk'te olunacak. Sona kaldığımız için tokalaÅŸma sırası gelene kadar ayaklarımıza kara sular indi. Salona girdiÄŸimde saat 9'a yaklaşıyordu. BaÅŸbakan gitmiÅŸti bile...
2) Bir daha asla şıklık uÄŸruna yüksek topuk giyilmeyecek.
3) Nasılsa koskoca KöÅŸk'te karnımı doyururum denmeyecek ve öncesinde yemek yenilecek.
4) Uzun sohbetlere dalınıp, vakit kaybedilmeyecek. Selam ver, devam et, mottosuyla hareket edilecek ve mümkün olduÄŸu kadar çok insan görülecek.
5) Resepsiyon sonrası için önceden kesin program yapılacak. Oradan çıkışta telefonsuzluk yüzünden ortada kalınmamak için önlem alınacak.
Yerim bitti. Oysa daha CumhurbaÅŸkanı ve Hayrünnisa Hanım ile yaptığımız sohbet var. PerÅŸembeye...