Nedim Atilla nedim.atilla@aksam.com.tr

kategori2

Türkiye'de ikinci 'Cittaslow' Akyaka oluyor

'Yaşamın Kolay Olduğu Kentlerin Uluslararası Ağı', kısaca Cittaslow, küreselleşen dünyada kentlerin kendi farklılıklarını yitirmemesini ve ortaya çıkarmasını benimsiyor öncelikle...

'Cittaslow Ağı', küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam tarzını standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için ortaya çıkmış bir hareket.
Cittaslow Ağı, bir yemek hareketi, Slow Food, olarak başlayan, ama artık yeme-içmenin çok ötesinde amaçları olan girişimin de önemli bir parçası... Dünyanın artık hemen her yerinde yaygınlık kazanmaya başlayan Slow Food hareketinin, 'İyi, Temiz ve Adil' diye özetleyebileceğimiz temel bir felsefesi var. Bunun yanı sıra, uzaklardan getirilen ürünler yerine, yerel üretilmiş ürünlerin kullanımını ve satışını özendiren bir ekonomik sistemi de savunuyor. Yani gıda, tarım, gelenek ve kültüre dayalı yerel ekonomi fikri, Slow Food'un önceliği... Slow Food, yerel grupların mikro ekonomisinin maddi getirisinin daha yüksek olduğuna; ayrıca bunun o bölgedeki ekosistemi, insan sağlığını ve kültürü koruma potansiyeline de sahip olduğuna inanıyor.

AZMAK MUTLAKA KORUNMALI
Uluslararası Cittaslow Ağı'nın Türkiye'deki ilk üyesi olan Seferihisar, bu unvana yakışır bir gelişim göstermek için çok çalışıyor. Belediye Başkanı Tunç Soyer'in ifadesiyle Seferihisar, 'İstiridye kabuğu içerisinde bir inci, ancak kabuk o kadar sert ki şimdiye kadar o incinin pırıltısı hiç görülmemiş.' 2009 yılının haziran ayında, merkezi İtalya'da bulunan Cittaslow Ağı'na adaylık başvurusunu gerçekleştiren ve kabul edilen Seferihisar'dan sonra, şimdi sırada Muğla'nın Akyaka beldesi var.
Bayram öncesi Akyaka'da yapılan toplantıda, nasıl Cittaslow olunabileceği uzun uzun tartışıldı. Belde yaşayanları, öncelikle 'Azmak'ın korunmasını istiyor. Ayrıca denizin, ormanın özetle doğanın çok önemli olduğunu ve korunması gerektiğini, mimari dokunun da bozulmaması gerektiğini söylediler. Yerel ürünlerin ve değerlerin ortaya konularak turizmde farklılıklar yaratmak gerektiği; sadece güneş,-kum ve deniz turizmi ile yetinilmemesi; doğa sporları alanlarının geliştirilerek Akyaka'nın alternatif turizm beldesi olarak tercih edilmesi de gündeme geldi. Beldenin kitle turizmine teslim olmaması için, küçük aile işletmelerinin artması gerektiği dile getirildi.  
Akyakalılar, beldelerini koruyabilmek adına belirledikleri iyi yaşama standartlarını, Cittaslow'un uluslararası koşullarına nasıl uygun hale getirebileceklerini düşünüyorlar ciddi ciddi... Şöyle diyor Akyakalılar: 'Doğal güzellikleri yanında kent kültürüyle de tanınan dünyada çok az sayıda küçük kentin sahip olabildiği bir ayrıcalığa ulaşabiliriz. Kazanacağımız bu ayrıcalık bize ve belde yaşamımıza zenginlik, huzur ve estetik olarak yansıyacak. Dünyada sıra dışı tatil yöresi arayışında olanların tercih ettiği bir tatil beldesi ve bu sayede değeri artan bir turizm sektörü, yeni yerel üretim alanları, çeşitliliği artan el sanatları, sofra kültürü, lezzetli ve sağlıklı tarım ürünlerinin öne çıktığı bir belde kazandıracak.'

KORUNARAK GELECEĞE TAŞINMALI
Halkın içtenliğini görünce, bize de bu girişime inanmak ve onu desteklemek düşüyor. Çünkü belde yaşayanlarının da katılımı ile yapılan stratejik plan hazırlama ve vizyon belirleme çalışmalarında, halkın ortak düşüncesi ve endişesi, Akyaka'nın korunması ve korunarak geleceğe taşınması... Bu da Cittaslow'un felsefesiyle örtüşüyor. Akyaka'yı geleceğe koruyarak taşımak için, Cittaslow Ağı'na üye olmasının koruyucu bir çerçeve oluşturacağını ve insan odaklı bir kentleşme sürecini de belirleyeceğini düşünüyoruz.
Öte yandan bütün dünyanın peşinden koştuğu, yereli ve doğalı savunan 'Yeni Gastronomi' adı verilen akım için de, Akyaka ideal bir nokta. Gastronomi, kendi damak zevkimiz, çevremiz ve toplumumuz için doğru tercihler yapmamıza olanak sağlayan çok disiplinli bir gıda yaklaşımı... Akyaka bu konuda da yeterince zengin... Antik Karia'ya kadar uzanan zenginlikleriyle Gökova ve Akyaka'da korunmuş bir mutfak var, unutmamamız gereken...

LEZZETLİ YEMEK KÜLTÜRÜ
Akyaka'nın lezzet zenginlikleri neler ola ki, diye aklınızdan geçebilir... Yazar Engin Akın, bu yörenin mutfağını zaman zaman köşesinde yansıtıyor, bizler de keyifle okuyoruz. Muğla'da ve Akyaka'nın bağlı olduğu Ula İlçesi'nde, gerçekten lezzetli bir yemek kültürü var ve bu da Akyaka'nın Cittaslow yolculuğunda işe yarayacak önemli bir zenginlik... Örneğin, bölgenin kendi alışkanlıklarıyla yaptığı keçi peyniri ile ocak korunda kızartılmış ve üzerine bolca tereyağı sürülmüş pide, müthiş bir kahvaltı... Peynirin tatlımsı lezzetini ve sert dokusunu tadanlar, eminim bir daha unutamaz. Muğla'da simsiyah çekirdekli, lezzetli mi lezzetli kurabiye gibi karpuzlar da yetişiyor, başka hiçbir yerdekine benzemeyen. Kurutulmuş patlıcanlar, domatesler, renk renk biberler, kabaklar ve bamya dizileri, fotoğraf sanatçıları için de bulunmaz nimet... Bebeli (yani içli) taze börülce, otlu börek ve katmer; bıçak değdirmeden yenilen lokum gibi etler ve yörenin koruk ekşili közde patlıcan salatası ömre bedel. Ayıptır söylememesi, bütün Ege kıyılarının en iyi balık pişiricileri de Gökova balıkçıları... Bir Gökova çocuğu olan yönetmen Yüksel Aksu'nun 'Dondurmam Gaymak' filmine konu olan salepli dondurma ise yeme de yanında yat cinsinden...
Akyaka, güzel ve macera dolu bir yolculuğa başlıyor. Yolu açık, şansı bol olsun...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3